Baskıdaki Makaleler | Online First
[REVIEW] Working memory functions in Autism Spectrum Disorder: A review
Otizm Spektrum Bozukluğunda çalışma belleği işlevleri: Derleme çalışması
Elçin Çağlar, Hande Kaynak
Geliş tarihi: 14.06.2020, Kabul tarihi: 28.10.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000036

Öz | Abstract

EN
Autism spectrum disorder, one of the most common neurodevelopmental disorders, is a lifelong condition, especially with difficulties in social communication, limited interest, and repetitive behavior. Working memory, as a basic executive function, is a cognitive process also associated with impulse control, inhibition, organization, mental flexibility, focusing on one’s attention, planning, responding to new situations, initiating and monitoring actions, problem solving, and goal-directed behaviors. Studies suggest that working memory impairments are associated with repetitive behaviors, and the risk for academic failure observed in autism spectrum disorder, and other neurodevelopmental disorders. From this point of view, working memory deficits are often found in neurodevelopmental disorders, especially in autism spectrum disorder. In the current study, following an introduction to autism and working memory, working memory functions associated with autism spectrum disorder were reviewed in detail. In this context, brain imaging studies highlighting the importance of frontal lobe functions, links between repetitive behaviors and working memory, and age differences in working memory functions were summarized. Next, working memory deficits in other neurodevelopmental disorders, such as attention deficit/hyperactivity disorder and pervasive developmental disorder were discussed in comparison with autism. Finally, the conclusion part of the current review tried to provide a contribution to future studies.
TR
En yaygın nörogelişimsel bozukluklardan biri olan otizm spektrum bozukluğu, özellikle sosyal iletişim kurmada zorluk, sınırlı ilgi ve tekrar eden davranışlarla ortaya çıkan ve yaşam boyu süren bir durumdur. Temel bir yürütücü işlev olan çalışma belleği ise aynı zamanda dürtü kontrolü, inhibisyon, organizasyon, zihinsel esneklik, dikkati odaklama, planlama, yeni durumlara cevap verme, eylemleri başlatma ve izleme, problem çözme ve hedefe yönelik davranışlarla ilişkili olan bir bilişsel işlevdir. Araştırmalar, çalışma belleği bozukluklarının otizm spektrum bozukluğunda gözlemlenen tekrarlayan davranışlar, akademik başarısızlık riski ve diğer nörogelişimsel bozukluklarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu açıdan, çalışma belleği bozuklukları nörogelişimsel bozukluklarda, özellikle otizm spektrum bozukluğunda sıklıkla görülmektedir. Mevcut çalışmada, otizm ve çalışma belleğine dair giriş bölümü sunulduktan sonra, otizm spektrum bozukluğu ile ilişkili çalışma belleği fonksiyonları detaylı olarak gözden geçirilmektedir. Bu bağlamda, frontal lob fonksiyonlarının önemini vurgulayan beyin görüntüleme çalışmaları, tekrarlayan davranışlar ve çalışma belleği arasındaki bağlantı ve çalışma belleği fonksiyonlarındaki yaş farklılıkları özetlenmiştir. Daha sonra, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve yaygın gelişimsel bozukluk gibi diğer nörogelişimsel bozukluklarda çalışma belleği bozuklukları otizmle karşılaştırılarak tartışılmaktadır. Son olarak, mevcut derlemenin sonuç kısmında gelecekteki çalışmalara katkı sağlaması amaçlanan öneriler yer almaktadır.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Psychometric properties of the Turkish version of Instagram Addiction Scale (IAS) [EN]
Instagram Bağımlılığı Ölçeği (IBÖ) Türkçe formunun psikometrik özellikleri
Mehmet Kavaklı, Emine İnan
Geliş tarihi: 25.05.2020, Kabul tarihi: 28.10.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000037

Abstract | Öz

EN
The present study aimed to adapt the Instagram Addiction Scale (IAS), developed by D’Souza and colleagues (2018), into Turkish and investigate its psychometric properties in a Turkish sample. For this purpose, three studies were carried out. In Study 1, language validity of the scale was examined with 90 participants. In Study 2, the factor structure was explored, and reliability and validity analyses were conducted in a study sample of 451 university students. In Study 3, the scale’s confirmatory factor analysis was investigated with 468 Instagram users from the general population. Results showed that there was a strong positive correlation between the original English form and Turkish form in two groups. The Turkish form of the scale has a five-factor structure. The psychometric properties were adequate and test-retest reliability was found as .77. Finally, in Study 3, results showed that the five-factor structure of the scale also worked for the general population. Data obtained from the three studies revealed that psychometric properties of the IAS were acceptable for the Turkish population. 
TR
Bu çalışmada, Instagram Bağımlılık Ölçeği’nin (IBÖ) Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin Türk örnekleminde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla üç çalışma yürütülmüştür. İlk çalışmada, ölçeğin dil geçerliği 90 katılımcı ile incelenmiştir. İkinci çalışmada ölçeğin faktör yapısı incelenmiş ve güvenirlik ve geçerlik analizleri yapılmıştır. İkinci çalışmanın örneklemi 451 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Son çalışma, ölçeğin doğrulayıcı faktör analizini genel popülasyondan 468 Instagram kullanıcısı ile incelemek amacıyla yürütülmüştür. Sonuçlar, iki grupta da orijinal İngilizce form ile Türkçe form arasında güçlü pozitif korelasyon olduğunu göstermiştir. Ölçeğin Türkçe formu beş faktörlü bir yapıya sahip olup, psikometrik özellikleri yeterli ve test-tekrar test güvenirliği .77 olarak bulunmuştur. Son olarak, üçüncü çalışmadaki sonuçlar, ölçeğin beş faktörlü yapısının genel popülasyon için de uygun olduğunu göstermiştir. Üç çalışmadan elde edilen sonuçlar, IBÖ’nün psikometrik özelliklerinin Türk popülasyonu için kabul edilebilir olduğunu ortaya koymuştur.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Kanser hastalarıyla çalışan gönüllü ve profesyonellerde özgecilik, pozitif bilişsel üçlü ve depresyon oranlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Comparative examination of altruism, positive cognitive triad and depression rates in volunteers and professionals working with cancer patients
Çağla Nacaroğlu, Saime Vicdan Yücel
Geliş tarihi: 01.09.2020, Kabul tarihi: 05.11.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000038

Öz | Abstract

TR
Bu araştırmanın amacı, gönüllü çalışmanın özgecilik, depresyon ve pozitif bilişsel üçlü oranları ile ilişkisini incelemektir. Bu noktada kanser hastalarıyla gönüllü ve profesyonel olarak çalışan iki grup üzerinden özgecilik, depresyon ve pozitif bilişsel üçlü oranlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan çalışmanın örneklemi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde ‘Mavi Melekler’ adlı gruba üye 61 gönüllü kadın çalışan ile İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Enstitüsü’nde onkoloji hastalarıyla çalışan doktor, hemşire, hasta bakıcı, teknisyen, laborant gibi 60 profesyonel kadın çalışandan oluşmaktadır. Veriler Sosyo-demografik Bilgi Formu, Özgecilik Ölçeği (ÖÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Bilişsel Üçlü Envanteri (BÜE) kullanılarak toplanmıştır. Bulgulara göre, kanser hastalarıyla çalışan gönüllülerin, profesyonellere göre özgecilik ve pozitif bilişsel üçlü oranlarının daha yüksek; depresyon oranlarının ise daha düşük olduğu görülmektedir. Profesyonel çalışan grup için yapılan Pearson korelasyon analizi ve gönüllü çalışan grup için yapılan Spearman korelasyon analizi sonucunda her iki grup içerisinde özgecilik oranları arttıkça depresyon seviyelerinin azaldığı ve pozitif bilişsel üçlü oranlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre gönüllü çalışmanın depresyon oranlarındaki düşüşle ve pozitif bilişsel üçlü oranlarındaki yükselişle ilişkili bulunması, en yaygın rahatsızlıklardan biri olan depresyonla baş etme noktasında davranışsal bir öneri üreterek ve psikolojik sağlığı koruyucu bir faktör sunarak klinik anlamda kullanılabilecek bir araç sunmaktadır.
EN
The aim of the current study was to examine the relationship between volunteering, altruism, positive cognitive triad and depression rates. At this point, it was aimed to compare the rates of altruism, depression and positive cognitive triad between two groups working voluntarily and professionally with cancer patients. The sample of this research selected with convenience sampling method consisted of two groups and 121 participants. The participants of the first group (61 females) were selected from the group named ‘Mavi Melekler’ who serve at Okmeydani Research and Training Hospital’s Institute of Oncology voluntarily. The participants of the second group (60 females) were selected from hospital staff like doctor, nurse, technician, laborant who work at Istanbul University Istanbul Medical Faculty’s Institute of Oncology. In the current study, Socio-demografic Information Form, Altruism Scale, Beck Depression Inventory and Cognitive Triad Inventory were applied. According to the findings, volunteers working with cancer patients had higher rates of altruism and positive cognitive triad, and lower rates of depression compared to professionals. As a result of the Pearson and Spearman correlation analysis, as altruism rates increased in both groups, depression levels decreased, and positive cognitive triad rates increased. The fact that volunteering is associated with the decrease in depression rates and the increase in the rates of positive cognitive triad may provide clinical benefit by producing a behavioral method for coping with depression which is one of the most common disorders and by providing a protective factor for psychological health.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Teruel Ortoreksiya Ölçeği’nin (TOÖ) uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Adaptation, validity and reliability study of the Teruel Orthorexia Scale (TOS)
Betül Asarkaya, Kuntay Arcan
Geliş tarihi: 01.09.2020, Kabul tarihi: 05.11.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000039

Öz | Abstract

TR
Bu çalışmada sağlıklı beslenme kapsamında problemli (ortoreksiya nervoza) ve sağlıklı (sağlıklı ortoreksiya) tutum ve davranışları ölçmeyi hedefleyen TOÖ’nün Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yürütülmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda iki aşamalı bir çalışma planlanmıştır. Birinci çalışmanın örneklemini yaş ortalaması 34.25 (SS = 14.01) olarak hesaplanan, 18 yaş ve üzeri, 175 (%58.3) kadın ve 125 (%41.7) erkek oluşturmuştur. Toplamda 300 kişinin katıldığı bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, TOÖ, ORTO-11 Ölçeği, Yeme Tutum Testi, Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için yürütülen ikinci çalışmada yaş ortalaması 26.76 (SS = 7.95) olarak hesaplanan, 18 yaş ve üzeri, 173 (%57.3) kadın ve 129 (%42.7) erkek olmak üzere toplam 302 farklı katılımcıdan veri toplanmıştır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinin sonuçları TOÖ’nün özgün formda olduğu gibi 2 faktörden oluştuğunu ortaya koymuştur. Ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları “sağlıklı ortoreksiya” alt faktörü için .86, “ortoreksiya nevroza” alt faktörü için .81 olarak hesaplanmıştır. Benzer ölçek geçerliği ve eş zaman geçerliği için elde edilen korelasyon katsayılarının ölçeğin geçerliğini destekleyecek biçimde istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, TOÖ Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. 
EN
This study aimed to carry out the validity and reliability study of the TOS in Turkish that was originally developed to measure problematic (orthorexia nervosa) and healthy (healthy orthorexia) attitudes and behaviors about healthy eating. For this purpose, a two-stage study was conducted. The sample of the first study consisted of 175 (58.3%) females and 125 (41.7%) males who were 18 years old and older. The average age was 34.25 years (SD = 14.01). Personal Information Form, TOS, ORTO-11 Scale, Eating Attitude Test, Maudsley Obsessive Compulsive Inventory, The Positive and Negative Affect Schedule were used in the first study. The sample of the second study that was conducted for the confirmatory factor analysis of the TOS consisted of 173 (57.3%) females and 129 (42.7%) males who were 18 years old and older. The average age was 26.76 years (sd = 7.95). The results of the exploratory and confirmatory factor analyses indicated that the TOS consisted of 2 factors, as it was in the original form. Furthermore, TOS Cronbach Alfa values were calculated as .86 and .81 respectively for healthy orthorexia and orthorexia nervosa factors. The results of the correlational analyses supported the concurrent and criterion related validity of the scale. The findings revealed that the Turkish version of the TOS can be used as a valid and reliable instrument.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Fibromiyalji Sendromu tanısı alan ve almayan hastaların erken dönem uyumsuz şemalar açısından karşılaştırılması
A comparison of patients diagnosed with/out Fibromyalgia Syndrome in terms of early maladaptive schemas
Özgür Erdem Arıcı,Bahar Köse Karaca, Burcu Köse Dönmez
Geliş tarihi: 29.06.2020, Kabul tarihi: 25.11.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000040

Öz | Abstract

TR
Çalışmanın amacı, fibromiyalji sendromu (FMS) ile erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemi, araştırmaya katılma ölçütlerini karşılayan 153’ü klinik ve 153’ü kontrol olmak üzere yaşları 20-65 arasında değişen, 306 kişiden oluşmaktadır. Klinik gruptaki katılımcıların 139’u (%90.8) kadın, 14’ü (%9.2) erkek, kontrol grubundaki katılımcıların ise 135’i (%88.2) kadın, 18’i (%11.8) erkektir. Katılımcılara çalışma kapsamında gönüllü katılım formu imzalatılmış, Young Şema Ölçeği ve Fibromiyalji Etki Anketi uygulanmıştır. Yapılan analizlerde klinik ve kontrol grubunun erken dönem uyumsuz şemalar açısından anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüş, klinik ve kontrol grubundaki bu farklılaşmanın %55’inin erken dönem uyumsuz şemalar tarafından açıklandığı saptanmıştır. Bununla beraber FMS tanılı hastaların, tanı almayanlara göre, iç içe geçme/bağımlılık, başarısızlık, dayanıksızlık, terk edilme, duygusal yoksunluk, kusurluluk, sosyal izolasyon/güvensizlik, karamsarlık, duyguları bastırma, yüksek standartlar, cezalandırma, kendini feda ve onay arayıcılık şemalarından daha yüksek, ayrıcalıklılık/yetersiz özdenetim şemasından ise daha düşük puanlar aldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada FMS hastalarının diğer bütün erken dönem uyumsuz şemalardan daha yüksek puan alırken, ayrıcalıklılık/yetersiz özdenetim şemasından daha düşük puan almasında hastaların kendilerini ayrıcalıklı görmeyen, dürtülerini aşırı kontrol eden ve baskılayan, duygularını ifade etmede ve haklarını savunmada zorluk yaşayan yapıya sahip olmalarının etkili olduğu düşünülmektedir.
EN
The goal of this research is to analyze the relationship between fibromyalgia syndrome (FMS) and early maladaptive schemas. The sample of the study consists of 306 participants, 153 being in the treatment group and 153 being in the control group, with an age range between 20-65 and who have met the criteria for participating in the research. 139 (90.8%) of the participants in the treatment group were women, and 14 (9.2%) were men. 135 (88.2%) of the participants in the control group were women, and 18 (11.8%) were men. The participants signed a voluntary participation form, and the Young Schema Questionnaire Short Form (YSQ–SF3) and the Fibromyalgia Impact Questionnaire Scale (FIQ) were applied. In the conducted analyses, the included group had a significant impact on early maladaptive schema areas, and the group variable (treatment-control) accounted for 55% of the variance on the schemas. Also, it was found that patients with FMS diagnosis, as opposed to undiagnosed patients, leaned more towards enmeshment/dependence, failure, vulnerability to harm, abandonment, emotional deprivation, defectiveness, social isolation/mistrust, pessimism, emotional inhibition, unrelenting standards, punitiveness, self-sacrifice, and approval-seeking schemas while leaning less towards the entitlement/insufficient self-control schema area. In the study, it was found that FMS patients leaned more towards all schemas except entitlement/insufficient self-control. It is thought that FMS patients not seeing themselves as entitled, excessively controlling and repressing their impulses, experiencing difficulties when expressing emotions and defending their rights was influential in their lesser leaning towards the entitlement/insufficient self-control schema.

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Çocuk ve ergenlerde EMDR: Travma Sonrası Stres Bozukluğu tedavisindeki etkililiği üzerine bir derleme
EMDR in children and adolescents: A review on its effectiveness in the treatment of Post Traumatic Stress Disorder
Ezgi Didem Merdan-Yıldız, Güler Beril Kumpasoğlu, Selen Eltan, Şennur Tutarel-Kışlak
Geliş tarihi: 29.09.2020, Kabul tarihi: 05.12.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000041

Öz | Abstract

TR
EMDR; birçok farklı psikoterapi yaklaşımının tekniklerini bir araya getiren ve zihinsel bilgi işleme süreçleri ile bedensel uyarımları eşleştirerek travmatik deneyimlerin olumsuz etkilerine karşı çok yönlü müdahale edilmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. EMDR başlangıçta bireysel olarak yetişkinlere uygulanmak üzere tasarlanmıştır, ancak daha sonra çocuklar, ergenler ve gruplarla yapılan çalışmalarda da kullanılan geniş çaplı bir tedavi uygulaması haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta karşılaşılan travmatik deneyimleri olan ve travma sonrası stres belirtisi gösteren çocukların tedavisinde, EMDR kullanımına dair kuramsal çerçevenin ve geçmiş çalışmaların gözden geçirilmesidir. Çocuklukta meydana gelen travmatik deneyimlerin, yetişkinlikte birçok psikolojik rahatsızlığa ve davranış problemlerine sebep olduğu, yanı sıra çocuğun normal gelişim sürecinde aksamalara yol açtığı bilinmektedir. Çocuklarla yapılan çalışmalar, EMDR yönteminin kısa süreli uygulamalarda bile TSSB semptomlarının azaltılmasında ve psikolojik iyi oluşun desteklenmesinde etkili bir yöntem olduğunu göstermiştir. Bu yönüyle, çocuklarda travma tedavisi için EMDR kullanımının yaygınlaştırılmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir. Bireysel ve toplumsal ruh sağlığı açısından, çocukların yaşadıkları olumsuz deneyimleri en aza indirmesi ve gelecek yaşamları için koruyucu bir müdahale olması nedeniyle EMDR yöntemi geçerli, etkili ve verimli bir tedavi yöntemi olarak görülmektedir.
EN
EMDR is a treatment method that combines the techniques of many different psychotherapy approaches and provides a multifaceted intervention to the adverse impacts of traumatic experiences by matching mental information processing and physical stimulation. Although EMDR was initially developed to be administered to adults individually, it has become a wide-ranging treatment application with the use of children, adolescents, and group studies. This paper aimed to review the theoretical framework and past studies on the use of EMDR in the treatment of children with traumatic experiences and post-traumatic stress symptoms. Traumatic experiences during childhood can lead to many psychological disorders and behavioral problems in adulthood and disrupt a child’s normal development process. EMDR studies with children have shown that it is an effective method in reducing PTSD symptoms and supporting psychological well-being, even in short-term applications. Therefore, it has been thought that it may be beneficial to extend the use of EMDR for the treatment of trauma in children. From the perspective of individual and social mental health, the EMDR method is considered as a valid, effective, and efficient treatment method in terms of minimizing the negative experiences of children and being a protective intervention for their future lives.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Ekonomik güçlük ve intihar olasılığı arasındaki ilişkide algılanan stres, problem çözme becerileri ve evlilik uyumunun aracı rolü
The mediating role of perceived stress, problem solving skills and marital adjustment in the relationship between economic hardship and suicide probability
Kübra Meltem Karaoğlu, Ayşegül Durak Batıgün
Geliş tarihi: 01.10.2020, Kabul tarihi: 21.12.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000042

Öz | Abstract

TR
Bu çalışmanın temel amacı, evli bireylerin algıladıkları ekonomik güçlük ile intihar olasılığı arasındaki ilişkide algılanan stres, evlilik uyumu ve problem çözme becerilerinin aracı rolünü belirlemektir. Ayrıca, cinsiyet ve eğitim düzeyi gibi demografik değişkenler ile intihar olasılığı arasındaki ilişkilerin belirlenmesi de çalışmanın ikinci amacıdır. Çeşitli illerde ikamet etmekte olan 20-60 yaş arası 307 evli birey örneklem grubunu oluşturmaktadır. Katılımcıların 173’ü (%56.4) kadın, 134’ü (%43.6) erkektir. Ekonomik Güçlükler İndeksi, İntihar Olasılığı Ölçeği, Problem Çözme Becerileri Envanteri, Evlilik Uyumu Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Analizler sonucunda, problem çözme becerileri, evlilik uyumu ve algılanan stresin, hem toplam aylık gelir ve intihar olasılığı arasındaki ilişkide hem de ekonomik baskı ve intihar olasılığı arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolünün bulunduğu belirlenmiştir. Çalışmada cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerinin intihar olasılığı ile ilişkisine de bakılmış, cinsiyet açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, ilköğretim ve lise mezunlarının intihar olasılığı puanlarının üniversite ve üzerinde eğitim alanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bulgular, intihar olasılığının değerlendirilmesinde bireylerin yaşadıkları ekonomik güçlüklerin yanı sıra, problem çözme becerilerindeki yetersizlik, düşük evlilik uyumu ve algılanan stresin de göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermektedir. Elde edilen bulguların, terapilerin yapılandırılması aşamalarında ruh sağlığı çalışanlarına değerli ipuçları sağlayabileceği düşünülmektedir.
EN
The aim of the study was to determine the mediating role of perceived stress, marital adjustment, and problem-solving skills in the relationship between the economic hardship perceived by married individuals and the suicide probability. In addition, determining the relationship between demographic variables such as gender, education level and suicide probability is the second aim of the study. 307 married individuals between the ages of 20 and 60, who live in various provinces, constitute the sample group. 173 (56.4%) of the participants are women and 134 (43.6%) are men. Data were collected using the Economic Hardship Scale, Suicide Probability Scale, Problem Solving Skills Inventory, Marital Adjustment Scale and Perceived Stress Scale. It has been found that problem solving skills, marital adjustment and perceived stress have a partial mediating role both in the relationship between total monthly income and suicide probability, and in the relationship between economic pressure and suicide probability. The relationship between gender and education level and the probability of suicide was also examined, and no significant difference was found in terms of gender. However, suicide probability scores of primary and high school graduates were found to be significantly higher than those who had university education and above. Findings show that besides the economic difficulties, inadequate problem-solving skills, low marital adjustment, and perceived stress should be taken into consideration in evaluating the probability of suicide. It is thought that the findings can provide valuable clues to mental health professionals during the structuring of the therapies.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Reddedilme duyarlılığı ile yalnızlık arasındaki ilişki: Kırılgan narsisizm, büyüklenmeci narsisizm ve benlik saygısının aracı rolü
The relationship between rejection sensitivity and loneliness: The mediating roles of grandiose narcissism, vulnerable narcissism, and self-esteem
Arda Çağlayaner, Işıl Çoklar-Okutkan
Geliş tarihi: 07.08.2020, Kabul tarihi: 30.12.2020, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000043

Öz | Abstract

TR
EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Psikopatolojilerde gen-çevre etkileşimi: stresle ilgili genetik ve epigenetik süreçler
Gene-environment interaction in psychopathologies: stress-related genetic and epigenetic influences
Esra Zıvralı Yarar
Geliş tarihi: 06.08.2020, Kabul tarihi: 05.01.2021, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000044

Öz | Abstract

TR
Stresli yaşam olaylarının birçok psikolojik problemle ilişki içinde olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Stres ve psikiyatrik rahatsızlıklar arasındaki ilişki, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimlerini inceleyen çalışmalar sonucunda daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu makalede, insan vücudundaki genetik ve epigenetik süreçleri içeren biyolojik mekanizmalar aracılığıyla psikopatolojiler üzerinde etkili olan stresle ilişkili çevresel faktörlere değinilmektedir. Otonom sinir sistemi ve hipotalamus-hipofiz-adrenal aksı gibi zihin sağlığı ve stres yönetimi açısından önemli yapıların işleyişinde rol alan genler üzerindeki tek nükleotid polimorfizmleri ve DNA metilasyonları, psikopatolojilerdeki gen-çevre etkileşimi mekanizmalarına ışık tutmaktadır. Erken ve yakın dönem olumsuz çevresel yaşantıların biyolojik süreçler ile bağlantılı bir biçimde psikiyatrik rahatsızlıklarla olan ilişkisine yönelik bulgular dikkat çekicidir. Özellikle, CRHR1, FKBP5, CRHBP, SLC6A4, NR3C1, OXTR ve BDNF gibi stresle ilgili genlerin depresyon, intihar, bipolar bozukluk, kaygı bozukluğu, çeşitli kişilik bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu gibi çok sayıda psikiyatrik problemle ilişkisi çevresel yaşantılarla etkileşim içerisinde rapor edilmiştir. Söz konusu ilişkilerin bu problemlere yönelik tedavi yaklaşımlarının etkinliğinde rol oynadığını gösteren çalışmalar hızla artmaktadır. Bulgular yorumlanırken göz önünde bulundurulması gereken olası kısıtlılıklar ve gelecek çalışmalar için öneriler tartışılmıştır.
EN
It has long been known that stressful life events are related to various psychological problems. The relationship between stress and psychiatric disorders has been further recognized due to reports of studies investigating interactions between biological and environmental factors. This paper is about the effect of stress-related environmental factors on psychopathologies through relevant biological mechanisms, such as genetic and epigenetic processes, in human body. Single-nucleotide polymorphisms and DNA methylation profiles of the genes playing role in the autonomic nervous system and the hypothalamic-pituitary-adrenal axis, which are essential for mental health and stress regulation, shed light upon gene-environment interactions in psychopathologies. Research results showing an association between early/late adversities and psychiatric problems through biological mechanisms deserve note. Relationships between genes related to stress regulation, such as CRHR1, FKBP5, CRHBP, SLC6A4, NR3C1, OXTR and BDNF, and various psychiatric conditions (e.g., depression, suicide, anxiety, bipolar disorder, personality disorders and post-traumatic stress disorder) have been suggested in an interaction with environmental factors. The number of studies reporting similar associations for therapeutic approaches to these disorders is also on the increase. Possible limitations when interpreting findings and suggestions for future research have also been discussed.

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Psikoterapideki tabu: Olumsuz etkilere dair sistematik bir gözden geçirme
The taboo in psychotherapy: A systematic review of negative effects
Esra Altın Gök, Orçun Yorulmaz
Geliş tarihi: 24.09.2020, Revizyon tarihi: 05.01.2021, Kabul tarihi: 14.01.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000045

Öz | Abstract

TR
Psikolojik tedaviler ne kadar iyi niyetli şekilde planlanıp uygulansa da danışanlara olumsuz etki etme veya beklenmedik şekilde sonlanma ihtimaline sahiptir. Bu olumsuz/negatif etkiler, alanyazında çok farklı terimler ile temsil edilmektedir. Öte yandan, olumsuz etkilerin nasıl tanımlanacağı, nasıl değerlendirileceği veya onlarla karşılaşıldığında neler yapılması gerektiği açık değildir. Bu sistematik derlemenin amacı, alanyazında psikoterapinin olumsuz etkileri ile ilgili yapılmış çalışmaları bir araya getirmek ve bu kavramın nasıl ele alındığını ve terapist ve danışanların gözünden bu etkilerin neler olabileceğini incelemektir. Sistematik alanyazın taraması sonucunda bu konuda toplam 58 çalışmaya ulaşılmış, tarama kriterlerine uyan 14 makale ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bulgulara göre, bu olgu için kullanılan terimler arasında olumsuz etkiler, olumsuz göstergeler, yan etkiler, semptomların bozulması-kötüye gitmesi ve istenmeyen etki yer almaktadır. Farklı bozukluklardan mustarip farklı sayıdaki katılımcı ve çeşitli yöntemlerle yapılan bu çalışmalarda belirtilen olumsuz etkiler ise özetle teknik problemler, terapötik ilişki ile ilgili problemler, belirtilerin artması/kötüleşmesi, danışanın ve terapistin psikoterapiden beklentilerinin karşılanamaması olarak tanımlanmaktadır. Nihayetinde bu konuda doğru bir çıkarım yapmak için daha fazla sayıda seçkisiz kontrollü araştırmaya ihtiyaç olduğu düşünülmüştür. Terapilerdeki olumsuz etkilerle ilgili yapılan bu tür araştırmaların yaygınlaşmasının ruh sağlığı çalışmalarını geliştireceği, tabu gibi görünen bu kavrama odaklanarak terapistlere farkındalık kazandıracağı, danışanlara daha faydalı olma ve psikoterapilerin daha işlevsel olması yönünde etkileri olacağı düşünülmektedir.
EN
No matter how well-intentioned psychological treatments are planned and implemented, they have the potential to affect clients negatively or to end unexpectedly. These negative effects are represented by very different terms in the literature. It is not clear how to define negative effects, how they will be evaluated, or what to do when encountered with them. The purpose of this systematic review was to bring together the studies on the negative effects of psychotherapy and to examine how this concept is handled and what these effects can be from the perspective of therapists and clients. As a result of the systematic literature review, 58 studies on this subject were reached, and 14 articles meeting the screening criteria were examined in detail. According to the findings, the terms used for this phenomenon include negative effects, negative indicators, side effects, deterioration-worsening of symptoms and undesirable effect. The negative effects stated in these studies with different numbers of participants suffering from different disorders and various methods are defined as technical problems, problems with the therapeutic relationship, increase or worsening of symptoms, failure to meet the expectations of the client and therapist from psychotherapy. It was thought that more randomized controlled trials were needed to make a clear conclusion on this issue. It is thought that the widespread use of such research will improve mental health studies, bring awareness to therapists by focusing on this concept that seems taboo, will have effects on being more beneficial to clients and making psychotherapies more functional.

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Çevrimiçi psikoterapi yöntemlerinin farklı gruplar (yetişkin, çocuk, ergen ve aile) temelinde incelenmesi
Examination of online psychotherapy methods on the basis of different groups (adult, child, adolescent, and family)
Seda Oktay, Ezgi Didem Merdan, Pelin Karaca, Gülsen Erden
Geliş tarihi: 10.08.2020, Revizyon tarihi: 24.01.2021, Kabul tarihi: 01.02.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000046

Öz | Abstract

TR
Çevrimiçi psikoterapi, terapist ile danışan arasındaki psikoterapi sürecini teknolojik iletişim kanalları yoluyla sağlayan bir tedavi biçimidir. Çevrimiçi terapiler, ekonomik açıdan daha hesaplı ve kolay uygulanabilir olmaları (ulaşılabilirlik), farklı şehirlerde ve hatta ülkelerde yaşayan danışanlar ve terapistlerin birbiriyle iletişim kurmalarına imkân tanımaları, iki taraf için de zaman tasarrufu sağlamaları gibi konularda oldukça avantajlı durumdadır. Yüz yüze terapi uygulamalarında olduğu gibi, çevrimiçi psikoterapiler de yetişkinlerin yanı sıra çocuk, ergen ve ailelerle uygulanabilmektedir. Olumlu yanlarının fark edilmesiyle ve salgın sürecinde ülkemizdeki kullanımıyla birlikte çevrimiçi terapilere olan ilgi günden güne artmaktadır. Bununla birlikte, çevrimiçi uygulamalara yönelik çalışmaların oldukça az olduğu, özellikle çocuklar ve ailelerle yapılan uygulamaların etkililiğine yönelik kapsamlı çalışmaların alanyazında kısıtlı kaldığı düşünülmüştür. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı çevrimiçi psikoterapinin çocuk, ergen, aile, yetişkin gibi çeşitli danışan gruplarına yönelik özelliklerini incelemek ve bu gruplarla yapılan çalışmaların etkililiğini ortaya koymaktır. Çevrimiçi terapi etkililik araştırmalarının birçoğu söz konusu terapilerin yetişkinler, çocuklar, ergenler ve aileler üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kullanımı artan çevrimiçi terapi yönteminin gelişimi ve etkililiğinin incelenmesinin, ruh sağlığı çalışanlarının bu yöntemi güvenle uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, alanyazında çevrimiçi terapi uygulamaları ve bu uygulamaların sonuçlarının paylaşılması, çevrimiçi terapilerin kullanımının artması açısından önemli olarak değerlendirilmiştir.
EN
Online psychotherapy is a treatment process between the therapist and the client through technological communication channels. Online therapies are very advantageous by being economically more affordable, easily accessible, eliminating the distance between the client and the therapist, and saving time for both parties. As well as face-to-face therapy, online psychotherapies can be used with different groups such as adults, children, adolescents, and families. The interest in online therapies is increasing day by day with the recognition of its positive aspects and its use in our country during the epidemic restrictions. However, comprehensive studies on the effectiveness of online therapies with children, adolescents, and families are limited in the literature. Therefore, the aim of this study was to examine the features of online psychotherapy for various client groups such as children, adolescents, families, and adults; and to reveal the effectiveness of the studies conducted with these groups. Many efficacy studies show that online therapies are effective for adults, children, adolescents, and families. Use of online therapy is rising in Turkey and it is necessary for mental health professionals to follow the development of this method nowadays. In addition, increasing the studies about the efficacy of online psychotherapies in the literature is essential for the improvement of applications in this field.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği-Türkçe Öz Bildirim Formu: Güvenirlik ve geçerlik çalışması
Yale-Brown Obsession Compulsion Scale–Turkish Self Report Form: A study of reliability and validity
Filiz Koçoğlu, Başak Bahtiyar
Geliş tarihi: 06.11.2020, Kabul tarihi: 18.02.2021, Online yayımlanma tarihi:
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000047

Öz | Abstract

TR
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile ilişkili belirtilerin şiddetini değerlendiren Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (YBOKÖ) hem klinik uygulamalarda hem de bilimsel çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ölçeğin yarı yapılandırılmış görüşme formatı için bir uygulayıcının gerekli olması ve uygulamanın zaman alması gibi kısıtlılıklar göz önünde bulundurularak, öz bildirim formu geliştirilmiştir. Bu çalışmada, YBOKÖ-Öz Bildirim Türkçe formunun hem OKB tanısı almış bireylerde hem de klinik olmayan örneklemde psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini yaşları 18 ile 58 arasında değişen (Ort. = 28.33, SS = 7.57), OKB tanısına sahip 117 kişi ve herhangi bir tanısı olmayan 150 kişi olmak üzere toplam 267 yetişkin katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada tüm katılımcılar demografik bilgi formunun yanı sıra YBOKÖ-Öz Bildirim Formunu doldurmuşlardır. Ayrıca YBOKÖ-Uzman Değerlendirmesi bir kısım katılımcıya (n = 56) yarı yapılandırılmış bir görüşme ile uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda YBOKÖ-Öz Bildirim Formunun, OKB’nin şiddetini değerlendiren tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu gözlenmiştir. Ölçeğin iç tutarlılık düzeyinin klinik grup, kontrol grubu ve tüm örneklem için çok yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, öz bildirim formunun uzman değerlendirmesi ile yüksek korelasyonu gözlenmiş; klinik örneklemle klinik olmayan örneklemi ayırabilme özelliği de desteklenmiştir. Mevcut çalışma sonuçları, YBOKÖ-Öz Bildirim Formunun klinik ve klinik olmayan bireylerde OKB belirtilerini değerlendirmek için kullanılabilecek özelliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Uygulama ve puanlama kolaylığına sahip bu ölçeğin, uzman değerlendirmesi kadar iyi psikometrik özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir.
EN
Yale-Brown Obsession Compulsion Scale (YBOCS) is one of the most commonly used instruments to assess the severity of symptoms related to Obsessive Compulsive Disorder (OCD) both in clinical settings and in empirical studies. Self-report version of this scale has been developed, considering the limitations such that the need of an administrator and time-consuming application of the semi-structured interview version. The aim of the present study was to examine the validity and reliability properties of Turkish version of YBOCS–Self Report both in clinical and nonclinical sample. Current study was carried out with 267 adult participants (117 patients diagnosed with OCD and 150 healthy controls) between the ages of 18 and 58 (M = 28.33, SD = 7.57). Participants were asked to fill out demographic information form and YBOCS–Self Report. In addition, YBOCS-Clinician Administered version was administered to some of the participants (n = 56) via semi structured interview. The results of the explanatory factor analysis revealed that YBOCS–Self Report had one factor structure measuring the severity of OCD symptoms. The internal consistency of the scale was found to be very good in clinical, nonclinical and overall sample. In addition, self-report version was highly correlated with clinician administered version; and acceptable validity was achieved in differentiating participants diagnosed with OCD from healthy controls. These findings revealed that Turkish version of YBOCS–Self Report is a valid and reliable instrument to assess the severity of OCD related symptoms both in clinical and non-clinical individuals. Self-report version, which is more practical in application and scoring, has good psychometric properties as well as clinician administered version.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The investigation of the mediating role of impostor phenomenon in the relationship between maladaptive perfectionism and depression among residents
Asistan doktorlarda uyumsuz mükemmeliyetçilik ve depresyon arasındaki ilişkide sahtekârlık fenomeninin aracı rolünün araştırılması
Elif Elvan Mirel, Hale Ögel-Balaban
Geliş tarihi: 01.10.2020, Revizyon Tarihi: 08.02.2021, Kabul tarihi: 28.02.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000048

Öz | Abstract

EN
Impostor phenomenon is defined as the feeling of fraudulence in spite of high achievements. Maladaptive perfectionism is defined as the perceived discrepancy between high standards and actual performance. Impostor phenomenon and maladaptive perfectionism are common traits among residents. Previous research has shown that both of these traits are associated with depression. The aim of the current study was to investigate the mediating role of the impostor phenomenon in the relationship between maladaptive perfectionism (discrepancy) and depression among residents. Another aim was to investigate whether the relationships between discrepancy, impostor phenomenon and depression differed based on gender. The sample was composed of 213 residents (120 female) from various fields of medical specialties. All participants completed Demographic Information Form, Almost Perfect Scale Revised-Discrepancy Subscale, Impostorism Scale and Beck Depression Inventory. Pearson correlation analyses conducted between discrepancy, impostor phenomenon and depression scores showed that all variables were positively correlated with each other. Mediation analysis did not support the mediating role of impostor phenomenon in the relationship between discrepancy and depression. No significant gender difference in discrepancy, impostor phenomenon and depression scores were found. These findings were discussed in terms of preventions and interventions focusing on reducing discrepancy and impostor phenomenon and increasing the psychological well-being of residents.

TR
Sahtekârlık fenomeni yüksek başarılara rağmen yaşanılan sahtekârlık hissi şeklinde tanımlanmaktadır. Uyumsuz mükemmeliyetçilik ise yüksek standartlar ile gerçek performans arasında algılanan uyuşmazlıktır. Sahtekârlık fenomeni ve uyumsuz mükemmeliyetçilik asistan doktorlarda yaygın olan özelliklerdir. Daha öneki araştırmalar bu iki özelliğin de depresyonla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın amacı asistan doktorlarda uyumsuz mükemmeliyetçilik (uyuşmazlık) ve depresyon arasındaki ilişkide sahtekârlık fenomeninin aracı rolünü incelemektir. Bir diğer amacı ise uyuşmazlık, sahtekârlık fenomeni ve depresyon arasındaki ilişkilerin cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini araştırmaktır. Bu araştırmanın örneklemi tıbbın farklı uzmanlık dallarında görev yapmakta olan 213 asistan doktordan (120 kadın) oluşmaktadır. Katılımcılar Demografik Bilgi Formu, Neredeyse Mükemmel Ölçeği-Uyuşmazlık Alt Ölçeği, Sahtekârlık Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri’ni doldurmuşlardır. Uyuşmazlık, sahtekârlık fenomeni ve depresyon değişkenleriyle yürütülen Pearson korelasyon analizleri bu değişkenlerin birbirleriyle olumlu bir şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir. Aracı değişken analizinin sonuçları, sahtekârlık fenomeninin uyuşmazlık ve depresyon arasındaki ilişkideki aracı rolünü desteklememiştir. Uyuşmazlık, sahtekârlık fenomeni ve depresyon düzeylerinde cinsiyet açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu bulgular, uyuşmazlık ve sahtekârlık fenomenini azaltmaya ve psikolojik iyiliği arttırmaya yönelik önlemlerin ve müdahalelerin asistan doktorlarda yararlı olabileceği doğrultusunda tartışılmıştır.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] COVID-19 Pandemisi sürecinde sigara ve alkol kullanan bireylerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu semptomlarının incelenmesi
Investigating symptoms of Post Traumatic Stress Disorder in individuals using alcohol and cigarette during the COVID-19 Pandemic
Sevda Acar, Hadiye Bostancı Demirci, Derya Şaşman Kaylı, Görkem Yararbaş
Geliş tarihi: 24.11.2020, Revizyon Tarihi: 19.02.2021, Kabul tarihi: 08.03.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000049

Öz | Abstract

EN
TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Investigating alexithymia, emotional expression, childhood trauma and attachment in self-reported disordered eating behavior
İlayda Özdemir, Şermin Tükel
Geliş tarihi: 19.08.2020, Revizyon Tarihi: 09.03.2021, Kabul tarihi: 12.03.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000050

Öz | Abstract

EN
TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Türkiye’de WISC-IV uygulayıcı eğitimleri ve kursiyer uygulama hatalarının gözden geçirilmesi
Review of the WISC-IV Practitioner Training and Trainee Administration Errors in Turkey
Cihat Çelik
Geliş tarihi: 27.01.2021, Revizyon Tarihi: 12.03.2021, Kabul tarihi: 16.03.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000051

Öz | Abstract

EN
TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[KISA BİLDİRİM] Çocuk kaybı sonrası ebeveynlerin ilişkileri
Relationships of bereaved parents after the child loss
Asuman Büyükcan-Tetik, Bülent Aykutoğlu, Gökçen Bulut, İlke Sine Eğeci, Serkan Özgün, Belgin Deryalar
Geliş tarihi: 04.01.2021, Revizyon Tarihi: 09.03.2021, Kabul tarihi: 16.03.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000052

Öz | Abstract

TR
Çocuk kaybı yaşayan ebeveynler, diğer ebeveynlere kıyasla daha yüksek düzeyde kaygı ve depresyon belirtileri yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, çocuk kaybı yalnızca bireysel sağlığı değil, ebeveynlerin birbirleri ile olan ilişkilerini de etkilemektedir. Çocuk kaybından sonra yas tutan ebeveynlerin ilişki kaliteleri nasıl değişmektedir? Bu makalede öncelikle, bu soruyu yanıtlamaya çalışan ve çoğunlukla Batılı kültürlerde gerçekleştirilmiş olan araştırmaların özetlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, bu konuda Türkiye’de farklı bilim alanlarında gerçekleştirilmiş olan kısıtlı sayıdaki çalışmanın içerikleri de aktarılmıştır. Makalemiz, alanyazındaki eksikliklerin yanı sıra yas tutan ebeveynlerin ilişki kalitesi ile yas uyumları arasındaki bağlantının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için gelecekte yürütülebilecek araştırmalara dair önerilerin tartışmasıyla sonuçlandırılmıştır. Bu konudaki bilgi birikiminin, çocuklarını kaybeden ebeveynlerin yas uyumlarının artırılmasını (örn., fiziksel ve psikolojik olarak daha sağlıklı bir yaşam, daha düşük kaygı ve depresyon belirtileri, travma sonrası büyüme) amaçlayan müdahale programlarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu makale, bu tür programlarda, yas tutan ebeveynlerin birbirleriyle olan ilişkilerine de odaklanılmasının önemine işaret etmektedir.

EN
Parents who lost their child experience higher levels of anxiety and depressive symptoms compared to other parents. Additionally, child loss affects not only individual health but also the relationship between the parents. How does the relationship quality of bereaved parents change after the child loss? In this paper, we first seek to summarize the research that tried to respond to this question and was mostly conducted in Western cultures. Furthermore, we present the contents of limited number of studies conducted in Turkey in different fields. We conclude by discussing the limitations of the literature as well as suggestions for future directions to scrutinize the link between bereaved parents’ relationship quality and grief adjustment. We argue that knowledge in this topic would contribute to the intervention programs that aim to increase grief adjustment of bereaved parents (e.g., better physical and psychological health, lower levels of anxiety and depressive symptoms, post-traumatic growth). This article highlights the importance of focusing on the relationship between bereaved parents in such programs.

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkide üstbilişler ve başa çıkma yollarının durumsal aracılık rolü 
The moderated mediation role of metacognitions and ways of coping in the relationship between psychological resilience and anxiety 
Nurbanu Perişan, Volkan Koç
Geliş Tarihi: 02.12.2020, Revizyon Tarihi: 07.03.2021, Kabul Tarihi: 30.03.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000053

Abstract | Öz

EN
TR

Notes Fulltext (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Psikoterapistlerin danışanlarına yönelik varsayımları: Fenomenolojik bir araştırma
Psychotherapists’ assumptions towards their clients: A phenomenological study
Hale Nur Kılıç Memur
Geliş tarihi: 09.02.2021, Revizyon Tarihi: 16.03.2021, Kabul tarihi: 05.04.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000054

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Reddedilme duyarlılığına ilişkin otobiyografik bellek özellikleri: Nitel yöntemli bir çalışma
Autobiographical memory characteristic regarding rejection sensitivity: A qualitative study
Gün Pakyürek, Gamze Şen
Geliş: 13.12.2020, Revizyon: 17.03.2021, Kabul: 11.04.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000055

Öz | Abstract

EN

TR

Notes Fulltext (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Türk örnekleminde koronavirüs korkusu ve kaygısına ilişkin sosyodemografik bir inceleme
A sociodemographic examination of Coronavirus fear and anxiety in a Turkish sample
Gülşen Karaman, Zeynep Türkkan, Fatıma Nurefşan Yumuşak, Erdi Bahadır, Hüdanur Akkuzu, Nefise Ladikli
Geliş: 24.01.2021, Revizyon: 19.03.2021/18.04.2021, Kabul: 26.04.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000056

Öz | Abstract

EN

TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Birikimli Travma Ölçeği Kısa Formu: Psikometrik özelliklerinin incelenmesi
Cumulative Trauma Scale-Short Form: Examination of psychometric properties
Selen Eltan, Ayşe Nuray Karancı
Geliş: 17.02.2021, Revizyon: 16.04.2021, Kabul: 05.05.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000057

Öz | Abstract

EN

TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Umutsuzluk ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide problem odaklı baş etme stratejilerinin aracı rolü
The mediating role of problem-focused coping strategies in the relationship between hopelessness and resilience
Özlem Öztürk, Zeynep Maçkalı
Geliş: 17.02.2021, Revizyon: 26.04.2021/04.05.2021, Kabul: 09.05.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000058

Öz | Abstract

EN

TR

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Erken dönem uyum bozucu şemaların ve işlevsel olmayan şema başetme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyuneğicilik ile ilişkisi: Çiftlerde algılanan benzerlik
The association of early maladaptive schemas and dysfunctional schema coping modes with interpersonal dominance and submissiveness: Perceived similarity in couples
Büşra Fatma Gültekin, Miray Akyunus
Geliş: 04.02.2021, Revizyon: 26.05.2021, Kabul: 06.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000059

Öz | Abstract

TR

EN

Notes Fulltext (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Otizm ve Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı almış çocukların sağlıklı kardeşlerinin psikolojik uyumu, kardeş ilişkileri ve algıladıkları anne kabul-reddi
Psychological adjustment, sibling relationships and perceived maternal acceptance-rejection of healthy siblings of individuals with Autism and Specific Learning Disabilities
Esra Angın, Gülsen Erden
Geliş: 11.03.2021, Revizyon: 19.05.2021/03.06.2021, Kabul 13.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000060

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Otizm ve Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı almış çocukların sağlıklı kardeşlerinin psikolojik uyumu, kardeş ilişkileri ve algıladıkları anne kabul-reddi
Psychological adjustment, sibling relationships and perceived maternal acceptance-rejection of healthy siblings of individuals with Autism and Specific Learning Disabilities
Esra Angın, Gülsen Erden
Geliş: 11.03.2021, Revizyon: 19.05.2021/03.06.2021, Kabul 13.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000060

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[KISA BİLDİRİM] Eleştirel sağlık psikologlarının tanınma ve eylem çağrısı: Eleştirel sağlık psikolojisi, katılımcı eylem araştırmaları ve Türkiye’deki durum
Critical health psychologists’ call to recognition and action: Critical health psychology, participatory action research and the situation in Turkey
Aslı Esin Aslan, Ayla Hocaoğlu Uzunkaya
Geliş: 10.02.2021, Revizyon: 05.05.2021/10.06.2021, Kabul: 13.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000061

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Romantik bağlanma ve çift uyumu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve reddedilme hassasiyetinin aracı rolü
Mediating roles of emotion regulation difficulties and rejection sensitivity in the relation between romantic attachment and couple adjustment
Zahide Tepeli Temiz, F. Işıl Bilican
Geliş: 16.02.2021, Revizyon: 07.05.2021/13.06.2021, Kabul: 14.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000062

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Klinik ve adli bağlamda ruhsal travmanın değerlendirilmesinde Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, Tematik Algı Testi ve Rorschach Mürekkep Lekeleri Testi’nin kullanımı
The use of Minnesota Multiphasic Personality Inventory, Thematic Perception Test, and Rorschach Inkblots Test in the evaluation of mental trauma in clinical and forensic context
Burcu Kahveci Öncü, Gülbahar Baştuğ
Geliş: 22.04.2021, Revizyon: 18.06.2021, Kabul: 21.06.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000063

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Hipomanik Tutumlar ve Pozitif Yordamalar Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanmasına yönelik ön çalışma
A preliminary study of the Turkish adaptation of Hypomanic Attitudes and Positive Predictions Inventory
Zeynep Maçkalı, Gülin Güneri
Geliş: 03.02.2021, Revizyon: 31.05.2021/30.06.2021, Kabul 02.07.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000064

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[ÖZGÜN MAKALE] Stres ve sürücü öfkesi ilişkisinde sürüş becerilerinin rolünün incelenmesi
Investigation of the role of driving skills in the relationship between stress and driver anger
İbrahim Öztürk, Yeşim Üzümcüoğlu, Burcu Tekeş
Geliş: 09.02.2021, Revizyon: 31.05.2021/07.07.2021, Kabul: 10.07.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000065

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)

[DERLEME] Pediatrik kanser hastalarında bilişsel bozukluk, ağrı, sıkıntı ve sosyal işlevsellikte bozulma ve bu alanlara yönelik psikolojik müdahaleler: Sistematik gözden geçirme
Cognitive impairment, pain, distress and impaired social functioning in pediatric cancer patients and psychological interventions regarding these areas: A systematic review
Merve Aydın, Özden Yalçınkaya Alkar
Geliş: 24.02.2021, Revizyon 07.05.2021/18.07.2021, Kabul: 25.07.2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000066

Öz | Abstract

TR

EN

Notlar Tam Metin (PDF)