Online First
[ORIGINAL ARTICLE] The moderated mediation role of metacognitions and ways of coping in the relationship between psychological resilience and anxiety [TR]
Psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkide üstbilişler ve başa çıkma yollarının durumsal aracılık rolü
Nurbanu Perişan, Volkan Koç
Received Dec 2, 2020, Revised Mar 7/Mar 29, 2021, Accepted Mar 30, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000053 Pages:

Abstract | Öz

EN
One of the purposes of this study was to examine the relationships between anxiety, psychological resilience, ways of coping, and pathological metacognition. The second purpose was to evaluate the moderated mediating role of pathological metacognition and ways of coping in the relationship between psychological resilience and anxiety. Within the scope of the study, data was collected from 445 individuals of whom 292 (65.6%) were females and 153 (34.4%) were males. The participants completed Demographic Information Form, the State-Trait Anxiety Inventory, the Resilience Scale for Adults, the Ways of Coping Inventory and the Metacognitions Questionnaire-30. Correlation analyses were conducted to evaluate the relationships between anxiety, psychological resilience, ways of coping, and pathological metacognitions; hierarchical regression analyses were conducted to see the predictive power of the variables on anxiety and moderated mediation analyses were conducted to evaluate the moderated mediator roles of pathological metacognitions and ways of coping. According to the correlation analyses, there was no statistically significant relationship between pathological metacognitions and ways of coping. Correlation coefficients related to other relationships ranged between .10 and .61. According to the regression results psychological resilience, pathological metacognitions, and ways of coping explained 58% of the variance of anxiety. Finally, the findings indicated that pathological metacognitions had a mediating role in the relationship between psychological resilience and anxiety, and that emotional coping moderated this mediation. Taking all the findings of the current study together, it can be argued that psychological resilience, pathological metacognitions, and ways of coping are important factors in explaining anxiety and that working on these variables especially in a therapeutical context can be beneficial.

TR
Bu araştırmanın amaçlarından biri kaygı, psikolojik dayanıklılık, başa çıkma yolları ve patolojik üstbilişler arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın ikinci amacı ise psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkide patolojik üstbilişlerin ve başa çıkma yollarının durumsal aracılık rollerini değerlendirmektir. Çalışma kapsamında 18-65 yaşları arasında 292’si kadın (%65.6), 153’ü erkek (%34.4) toplam 445 kişiden veri toplanmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Başa Çıkma Yolları Envanteri ve ÜstBiliş Ölçeği-30 uygulanmıştır. Kaygı, psikolojik dayanıklılık, başa çıkma yolları ve patolojik üstbilişler arasındaki ilişkileri değerlendirmek için korelasyon analizi, değişkenlerin kaygıyı yordama güçlerini görmek için hiyerarşik regresyon analizi ve patolojik üstbilişler ile başa çıkma yollarının durumsal aracılık rollerini değerlendirmek için durumsal aracılık analizi yapılmıştır. Korelasyon analizine göre patolojik üstbilişler ve başa çıkma yolları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Diğer ilişkilere ait korelasyon katsayılarının .10 ile .61 arasında değiştiği görülmektedir. Regresyon analizine göre psikolojik dayanıklılık, patolojik üstbilişler ve başa çıkma yolları değişkenleri kaygıya ait varyansın %58’ini açıklamaktadır. Son olarak patolojik üstbilişlerin, psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkiye aracılık ettiği ve bu aracılık ilişkisinde duygusal başa çıkmanın düzenleyici rolünün olduğu görülmektedir. Mevcut çalışmanın sonuçlarına bir bütün olarak bakıldığında psikolojik dayanıklılığın, üstbilişsel süreçlerin ve başa çıkma yollarının kaygının önemli açıklayıcıları oldukları ve özellikle terapötik müdahalelerde söz konusu değişkenlerin çalışılmasının önemli olabileceği söylenebilir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Psychotherapists’ assumptions towards their clients: A phenomenological study [TR]
Psikoterapistlerin danışanlarına yönelik varsayımları: Fenomenolojik bir araştırma
Hale Nur Kılıç Memur
Received Feb 9, 2021, Revised Mar 16, 2021, Accepted Apr 5, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000054

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Autobiographical memory characteristic regarding rejection sensitivity: A qualitative study [TR]
Reddedilme duyarlılığına ilişkin otobiyografik bellek özellikleri: Nitel yöntemli bir çalışma
Gün Pakyürek, Gamze Şen
Received Dec 13, 2020, Revised Mar 17, 2021, Accepted Apr 11, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000055

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] A sociodemographic examination of coronavirus fear and anxiety in a Turkish sample [TR]
Türk örnekleminde Koronavirüs korkusu ve kaygısına ilişkin sosyodemografik bir inceleme
Gülşen Karaman, Zeynep Türkkan, Fatıma Nurefşan Yumuşak, Erdi Bahadır, Hüdanur Akkuzu, Nefise Ladikli
Received Jan 24, 2021, Revised Mar 19/Apr 18, 2021, Accepted Apr 26, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000056

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Cumulative Trauma Scale-Short Form: Examination of psychometric properties [TR]
Birikimli Travma Ölçeği Kısa Formu: Psikometrik özelliklerinin incelenmesi
Selen Eltan, Ayşe Nuray Karancı
Received Feb 17, 2021, Revised Apr 16, 2021, Accepted May 5, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000057

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The mediating role of problem-focused coping strategies in the relationship between hopelessness and resilience [TR]
Umutsuzluk ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide problem odaklı baş etme stratejilerinin aracı rolü
Özlem Öztürk, Zeynep Maçkalı
Received Feb 17, 2021, Revised Apr 26/May 4, 2021, Accepted May 9, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000058

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The association of early maladaptive schemas and dysfunctional schema coping modes with interpersonal dominance and submissiveness: Perceived similarity in couples [TR]
Erken dönem uyum bozucu şemaların ve işlevsel olmayan şema başetme modlarının kişilerarası baskınlık ve boyuneğicilik ile ilişkisi: Çiftlerde algılanan benzerlik
Büşra Fatma Gültekin, Miray Akyunus
Received Feb 4, 2021, Revised May 26, 2021, Accepted Jun 6, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000059

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Psychological adjustment, sibling relationships and perceived maternal acceptance-rejection of healthy siblings of individuals with Autism and Specific Learning Disabilities [TR]
Otizm ve Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı almış çocukların sağlıklı kardeşlerinin psikolojik uyumu, kardeş ilişkileri ve algıladıkları anne kabul-reddi
Esra Angın, Gülsen Erden
Received Mar 11, 2021, Revised May 19/Jun 3, 2021, Accepted Jun 13, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000060

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[SHORT COMMUNICATION] Critical health psychologists’ call to recognition and action: Critical health psychology, participatory action research and the situation in Turkey [TR]
Eleştirel sağlık psikologlarının tanınma ve eylem çağrısı: Eleştirel sağlık psikolojisi, katılımcı eylem araştırmaları ve Türkiye’deki durum
Aslı Esin Aslan, Ayla Hocaoğlu Uzunkaya
Received Feb 10, 2021, Revised May 5/Jun 10, 2021, Accepted Jun 13, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000061

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Mediating roles of emotion regulation difficulties and rejection sensitivity in the relation between romantic attachment and couple adjustment [TR]
Romantik bağlanma ve çift uyumu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve reddedilme hassasiyetinin aracı rolü
Zahide Tepeli Temiz, F. Işıl Bilican
Received Feb 16, 2021, Revised May 7/Jun 13, 2021, Accepted Jun 14, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000062

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[REVIEW] The use of Minnesota Multiphasic Personality Inventory, Thematic Perception Test, and Rorschach Inkblots Test in the evaluation of mental trauma in clinical and forensic context [TR]
Klinik ve adli bağlamda ruhsal travmanın değerlendirilmesinde Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, Tematik Algı Testi ve Rorschach Mürekkep Lekeleri Testi’nin kullanımı
Burcu Kahveci Öncü, Gülbahar Baştuğ
Received Apr 22, 2021, Revised Jun 18, 2021, Accepted Jun 21, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000063

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] A preliminary study of the Turkish adaptation of Hypomanic Attitudes and Positive Predictions Inventory [TR]
Hipomanik Tutumlar ve Pozitif Yordamalar Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanmasına yönelik ön çalışma
Zeynep Maçkalı, Gülin Güneri
Received Feb 3, 2021, Revised May 31/Jun 30 2021, Accepted Jul 2, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000064

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Investigation of the role of driving skills in the relationship between stress and driver anger [TR]
Stres ve sürücü öfkesi ilişkisinde sürüş becerilerinin rolünün incelenmesi
İbrahim Öztürk, Yeşim Üzümcüoğlu, Burcu Tekeş
Received Feb 9, 2021, Revised May 31/Jul 7 2021, Accepted Jul 10, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000065

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[REVIEW] Cognitive impairment, pain, distress and impaired social functioning in pediatric cancer patients and psychological interventions regarding these areas: A systematic review [TR]
Pediatrik kanser hastalarında bilişsel bozukluk, ağrı, sıkıntı ve sosyal işlevsellikte bozulma ve bu alanlara yönelik psikolojik müdahaleler: Sistematik gözden geçirme
Merve Aydın, Özden Yalçınkaya Alkar
Received Feb 24, 2021, Revised May 7/Jul 18 2021, Accepted Jul 25, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000066

Abstract | Öz

EN

TR

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Determinants of traumatic stress symptoms in firefighters [TR]
İtfaiyecilerde travmatik stres belirtilerinin belirleyicileri
Zeynep Sofuoğlu, Sinem Cankardaş
Received Mar 19, 2021, Revised Jul 9/Aug 2 2021, Accepted Aug 7, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000067

Abstract | Öz

EN
Firefighters are at high risk of experiencing mental disorders like other first responders. Although the studies on the prevalence of mental health problems in firefighters are common in the literature, it is seen that there are limited studies on the causes of these problems. This study aimed to investigate the risk of depression and traumatic stress symptoms among firefighters working in Turkey. In addition, it was aimed to investigate the variables before and during the event that predicted the traumatic stress symptoms. For this purpose, data were collected from the 468 firefighters working in the fire department of 35 provinces that agreed to participate in the study by using the Behavior, Safety, and Culture – First Responders, Patient Health Questionnaire-2, and Impact of Events Scale. It was seen that approximately half of the firefighters met the diagnosis of possible post-traumatic stress disorder, and approximately one fifth had a risk of depression. It was observed that the level of distress experienced during the event was the variable that explained the higher variance in the level of traumatic stress symptoms. Findings indicate that firefighters should have access to the psychological support system. Thus, it may be possible to prevent the continuation of mental problems and decrease the quality of life.
TR
İtfaiyeciler acil durumlarda ilk müdahalede bulunan diğer meslek grupları gibi ruhsal bozukluklar deneyimleme riski yüksek bir gruptur. Yapılan bu çalışmada Türkiye’de çalışan itfaiyecilerde travmatik stres belirtileri ve depresyon riskini araştırmak; ayrıca travmatik stres belirtilerini yordayan olay öncesi ve sırasındaki değişkenleri incelemek amaçlanmıştır. Davranış, Güvenlik ve Kültür – Acil Durum Müdahale Ekibi formu, Hasta Sağlık Anketi – 2, ve Olayların Etkisi Ölçeği kullanılarak araştırmaya katılmayı kabul eden 35 ilin itfaiye şefliğinde çalışan toplam 468 itfaiyeciden veri toplanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda itfaiyecilerin yaklaşık yarısının olası travma sonrası stres bozukluğu tanısını karşıladığı, yaklaşık beşte birinin ise depresyon riskine sahip olduğu görülmüştür. Olay sırasında deneyimlenen sıkıntı düzeyinin travmatik stres belirti düzeyindeki varyansı en fazla açıklayan değişken olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, itfaiyecilerin psikolojik destek sistemine erişiminin sağlanması gerektiğine işaret etmektedir. Böylece hem ruhsal sorunların sürmesi hem de yaşam kalitesinin azalmasını önlemek mümkün
olabilir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The Turkish Form of the COVID-19 Stress Scale: Validity and reliability study [TR]
COVID-19 Stres Ölçeği’nin Türkçe Formu: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Alperen Güçlü, Özden Yalçınkaya Alkar
Received Jun 21, 2021, Revised Aug 12, 2021, Accepted Aug 22, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000068

Abstract | Öz

EN
During the COVID-19 pandemic, some measurement tools have been developed to assess pandemic-related stress. One of these measurement tools is the COVID-19 Stress Scale, which can evaluate the stress related to this disease in a versatile way. In the current study, it was aimed to adapt the COVID-19 Stress Scale into Turkish. In total 180 people, whose ages range from 18 to 60 participated in the study. For examine the construct validity of the scale, exploratory (EFA) and confirmatory (CFA) factor analyzes were carried out, and for criterion validity, correlation with similar scales (COVID-19 Fear Scale, Coronavirus Anxiety Scale, Warwick Edinburgh Mental Well-Being Scale and Vancouver Obsessive Compulsive Inventory) was checked. As a result of the analysis, it is noteworthy that the scale, which was originally a five-factor structure, has a six-factor structure (threat/danger, socioeconomic consequences, xenophobia, contamination, traumatic stress, and compulsive control) in our country. Also it was determined that item factor loads range between .35 and .90, and the criterion-related validity was at an acceptable level. The scale is associated with similar measurement tools. According to the internal consistency coefficient calculated to evaluate the reliability of the scale, the Cronbach’s alpha reliability coefficient for the whole scale is .97, while these values vary between .89 and .96 for the sub-dimensions. Item-total correlations are between .63 and .82. In addition, split-half levels of the scale were calculated as .86. These findings support that the Turkish version of the scale is a reliable and valid measurement tool in assessing the stress due to COVID-19. The scale will make important contributions to the related literature in terms of allowing multi-dimensional evaluation on the basis of different sources of anxiety and showing good psychometric properties.
TR
COVID-19 pandemi döneminde, pandemiye ilişkin stresi değerlendirebilmek için bazı ölçüm araçları geliştirilmiştir. Bu ölçüm araçlarından biri de bu hastalığa yönelik stresi, çok yönlü bir biçimde değerlendirebilen COVID-19 Stres Ölçeği’dir. Mevcut çalışmanın amacı COVID-19 Stres Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanmasıdır. Araştırmaya yaşları 18-60 aralığında değişen toplamda 180 kişi katılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini inceleyebilmek için açımlayıcı (AFA) ve doğrulayıcı (DFA) faktör analizleri yürütülmüştür ve ölçüt bağıntılı geçerlik kapsamında benzer konulu ölçeklerle (COVID-19 Korkusu Ölçeği, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği, Warwick Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği ve Vancouver Obsesif Kompulsif Ölçeği) korelâsyonuna bakılmıştır. Analizler sonucu, orijinal formunda beş faktörlü yapıda olan ölçeğin, ülkemizde altı faktörlü(tehdit/tehlike, sosyoekonomik sonuçlar, yabancı korkusu, kontaminasyon, travmatik stres ve kompulsif kontrol) bir yapısı olduğu dikkat çekmektedir. Ayrıca ölçek maddelerine ilişkin faktör yüklerinin .35 ile .90 arasında değiştiği, ölçüt bağıntılı geçerliğin ise kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ölçek, benzer ölçüm araçları ile ilişkilidir. Ölçeğin güvenirliğini değerlendirmek için hesaplanan iç tutarlılık katsayısına göre ise tüm ölçek için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .97 iken, alt boyutlar için bu değerler .89 ile .96 arasında değişmektedir. Ölçeğe ilişkin madde toplam korelâsyonları .63 ile .82 arasında yer almaktadır. Ayrıca ölçeğe ait iki yarı güvenirlik düzeyi de .85 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular, ölçeğin Türkçe formunun COVID-19’a bağlı stresi değerlendirmede güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracı olduğunu desteklemektedir. Ölçek, farklı endişe kaynakları temelinde çok yönlü biçimde değerlendirmeye imkân tanıması ve iyi psikometrik özellikler göstermesi açısından ilgili alanyazına önemli katkılar sağlayacaktır.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Compassion fatigue and coping with stress in psychologists working with disadvantaged groups [TR]
Dezavantajlı gruplarla çalışan psikologlarda eşduyum yorgunluğu ve stres ile başa çıkma
Zeynep Maçkalı, Kübra Tuş Yiğit
Received May 23, 2021, Revised Aug 15, 2021, Accepted Aug 27, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000069

Abstract | Öz

EN
The aim of this study is to investigate the relationship between compassion fatigue and stress coping styles in psychologists working with disadvantaged groups and to examine to what extent depression, anxiety and stress predict compassion fatigue. Comparative analyses were conducted on the demographic characteristics of the participants in their coping styles with compassion fatigue and stress. The study was conducted with the Demographic Data Form, Professional Quality of Life Scale, Ways of Coping with Stress Scale and Depression Anxiety Stress Scale. These were applied to 300 psychologists which were 252 women (84%), 48 men (16%) between the ages of 22-65 (M = 29.82, SD= 6.0) who were living in Istanbul, Izmir and Bursa. It was found that coping styles of psychologists working with disadvantaged groups had predictive effect on compassion fatigue. Also, depression, anxiety and stress were found to be predictors of compassion fatigue. When the demographic characteristics were examined, it was found that the levels of compassion fatigue and coping styles differed according to gender and duration of work in the profession.
TR
Bu çalışmanın amacı, dezavantajlı gruplarla çalışan psikologlarda eşduyum yorgunluğu ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin araştırılması ve depresyon, anksiyete ve stresin eşduyum yorgunluğunu ne ölçüde yordadığının incelenmesidir. Bunların yanı sıra, eşduyum yorgunluğu ve stresle başa çıkma tarzlarının katılımcıların demografik özellikleri açısından karşılaştırmalı analizlerine de yer verilmiştir. Araştırma, 22-65 (Ort.= 29.82, S.S = 6.0) yaş arasında olan 252’i kadın (%84), 48’i erkek (%16) olmak üzere İstanbul, İzmir ve Bursa ilinde yaşayan 300 psikolog ile gerçekleştirilmiş ve Demografik Bilgi Formu, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği’nden yararlanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular kapsamında, dezavantajlı gruplarla çalışan psikologlarda stresle başa çıkma tarzlarının eşduyum yorgunluğu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Depresyon, anksiyete ve stresin eşduyum yorgunluğu üzerinde yordayıcı oldukları da saptanmıştır. Örneklemin demografik özellikleri doğrultusunda yapılan incelemelerde ise, cinsiyet ve meslekte çalışma sürelerine göre eşduyum yorgunluğu düzeylerinin ve stresle başa çıkma tarzlarının farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Relationships between different dimensions of parentification according to gender and prediction level of parentification dimensions for psychological symptoms [TR]
Cinsiyete göre ebeveynleşmenin farklı boyutları arasındaki ilişkiler ve ebeveynleştirme boyutlarının psikolojik belirtileri yordama düzeyi
Sait Uluç, Duygu Köyden
Received Jun 7, 2021, Revised Aug 19, 2021, Accepted Sep 3, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000070

Abstract | Öz

EN
Parentification, a kind of dysfunction in the family system, is defined as a role change between parent and child. Parentification phenomenon occurs when the child or adolescent is forced to take parental responsibilities inappropriately or earlier than the appropriate time. In this study, it was aimed to examine the relationships between the Turkish version of the Filial Responsibility Scale (FRS-A) and the Turkish version of the Parentification Scale (PI). The extent to which the scales predicted the psychological symptoms were evaluated separately. The sample of the study consisted of 197 college students (99 females and 98 males), aged between 19 and 23 (M = 21.10, SD = 1.38). Relationships between FRS and PI sub-dimensions were tested separately for women and men using Pearson’s correlation analyses. The results of the analyses indicated that the relationships between the sub-dimensions of both scales were significant. Two hierarchical regression analyses were conducted to evaluate the predictive effects of the FRS-A and the PI on psychological symptoms. The results of the regression analysis indicated that the model based on the parentification type (FRS-A dimensions) estimated 22,3 % of the variance of psychological symptoms. On the other hand, the model based on whom the parentification is intended for (PI dimensions) estimated 18 % of the variance of psychological symptoms.
TR
Aile sistemindeki bir tür işlev bozulması olan ebeveynleşme (parentification), ebeveyn ile çocuk arasındaki rol değişimi olarak tanımlanmaktadır. Çocuk ya da ergen uygun zamandan daha erken ya da uygun olmayan bir biçimde ebeveyn sorumluluklarını üstlenmek zorunda bırakıldığında ebeveynleşme olgusu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Filial Sorumluluk Ölçeği (FSÖ-Y) ve Ebeveynleşme Ölçeğinin (EE) arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. İkinci olarak, ölçeklerin psikolojik iyilik halini yordayıp yordamadığı değerlendirilmiştir. Çalışmanın örneklemi 19 ile 23 yaş aralığında (Ort.=21.10, SS=1.38) 197 üniversite öğrencisinden (99 kadın ve 98 erkek) oluşmaktadır. FSÖ-Y ve EE alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizleri ile kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı incelenmiştir. Analiz sonuçları her iki ölçeğe ait alt boyutların birbirleriyle anlamlı ilişkileri olduğuna işaret etmiştir. FSÖ-Y’nin ve EE’nin genel psikolojik belirti düzeyi üzerindeki yordayıcı gücünü değerlendirebilmek için iki ayrı hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi sonuçları ebeveynleşme türüne (FSÖ-Y boyutları) dayanan modelin psikolojik belirtilere ait varyansın % 22,3’nü tahmin ettiğine işaret etmiştir. Öte yandan ebeveynleşmenin kime yönelik olduğuna (EE boyutları) dayanan model psikolojik belirtilere ait varyansın % 18’ini tahmin etmiştir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Helicopter parenting, self-control, and problematic online gaming in emerging adults [EN]
Beliren yetişkinlerde helikopter ebeveynlik, öz-kontrol ve problemli çevrimiçi oyun oynama
Yankı Süsen, Halil Pak, Esra Çevik 
Received May 7, 2021, Revised Aug 31/Sep 5, 2021, Accepted Sep 6, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000071

Abstract | Öz

EN
This study aimed to investigate the mediating role of self-control on the relationship between perceived helicopter parental attitudes and problematic online gaming among emerging-adult online gamers. 186 gamers from Turkey were reached using a cross-sectional online survey. According to the results obtained in this study, self-control was negatively associated with problematic online gaming and perceived paternal helicopter parenting attitudes. Also, problematic online gaming was positively correlated with perceived maternal helicopter parenting attitude. It was further found that age, gender, and having previous psychiatric diagnosis were significantly related to problematic online gaming. Age had a positive significant correlation with problematic online gaming whereas those who reported having previous psychiatric diagnosis and male respondents also stated higher levels of problematic online gaming. Lastly, mothers were significantly perceived as having higher helicopter parental attitudes compared to fathers. However, the indirect effect was found significant only at paternal level. Thus, it can be concluded that the indirect effect was due to the tendency for those who perceived higher paternal helicopter parenting attitude to have lower levels of selfcontrol, which in turn resulted in higher levels of problematic online gaming. This study offers novel insight into online gaming research, indicating that perceived paternal helicopter parenting attitude may lead to developing problematic online gaming among emerging adult
children with low self-control. 
TR
Bu çalışma, beliren yetişkinler arasında algılanan helikopter ebeveynlik tutumu ile problemli çevrimiçi oyun oynama davranışı ilişkisinde öz-kontrolün aracılık rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Çevrimiçi kesitsel anket çalışması yoluyla Türkiye’den 186 oyuncuya ulaşılmıştır. Bu çalışma kapsamında elde edilen bulgulara göre; öz-kontrolün hem problemli çevrimiçi oyun oynama davranışı hem de baba için algılanan helikopter ebeveynlik tutumu ile negatif yönde bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür Ayrıca, problemli çevrimiçi oyun oynamanın, anne için algılanan helikopter ebeveynlik tutumu ile olumlu yönde bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Yaşın, cinsiyetin ve psikiyatrik tanı geçmişinin de problemli çevrimiçi oyun oynama davranışıyla anlamlı ilişkileri olduğu bulunmuştur. Yaş, problemli çevrimiçi oyun oynama ile pozitif yönde bir ilişkiye sahipken; psikiyatrik tanı geçmişi olanlar ve erkek katılımcılar daha fazla problemli çevrimiçi oyun oynadıklarını bildirmişlerdir. Son olarak, babalara kıyasla annelerin, anlamlı bir şekilde daha fazla algılanan helikopter ebeveyn tutumuna sahip oldukları görülmüştür; fakat, dolaylı etki yalnızca babalık düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Dolayısıyla, baba için algılanan helikopter ebeveynlik tutumunun yüksek olduğu beliren yetişkinlerde öz-kontrol seviyelerinin daha düşük olduğu, bu durumun ise yüksek seviyede problemli çevrimiçi oyun oynama ile ilişkili olduğu sonucuna varılabilir. Bu çalışma, baba için algılanan helikopter tutumların, öz-kontrolü düşük beliren yetişkinler arasında problemli çevrimiçi oyun oynamaya neden olabileceğini ortaya koyarak çevrimiçi oyun oynama araştırmalarına özgün bir katkı sağlamaktadır.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[CASE REPORT] Cognitive Behavioral Therapy for nutrition and appetite anxiety: A case report [TR]
Beslenme ve iştaha ilişkin kaygıda Bilişsel Davranışçı Terapi: Bir olgu sunumu
Gözde Akkaya, Tuğba Yılmaz
Received Jul 8, 2021, Revised Aug 21, 2021, Accepted Sep 9, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000072

Abstract | Öz

EN
In this case report, the online psychotherapy and supervision process of a 27-year-old male client, who was worried that he would lose his appetite and not be able to eat, was described using the Cognitive Behavioral Therapy approach. In the first part, the main problems of the client, the development process of these problems and the client’s life history are discussed. The results of the psychological tests applied for clinical evaluation are included, and the clinical follow-up and therapy process are explained. The problem areas addressed in each session and the applied cognitive behavioral therapy techniques were discussed in detail. Within the scope of the intervention applied, situations that trigger the thought that the client cannot eat, evidence-counter-evidence analysis, alternative thoughts created, examples of cognitive distortions, and case-level cognitive formulation were included. In this direction, along with anxiety, the client’s perfectionist style and predominantly cognitive distortions are emphasized. As a result of the therapy, the client’s anxiety level and experiences of loss of appetite and inability to eat decreased. The results of this study shed light on both the effects of online therapy and how cognitive behavioral therapy can be applied on problem areas such as loss of appetite, malnutrition, and perfectionism. The results and limitations of this therapy application are detailed in the light of the literature.
TR
Bu olgu sunumunda, iştahsız olacağına ve yemek yiyemeyeceğine ilişkin kaygı yaşayan 27 yaşındaki erkek bir danışanın Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımıyla çevrimiçi biçimde 7 seans süren psikoterapi ve süpervizyon süreci anlatılmıştır. İlk bölümde danışanın temel sorunları, bu sorunların gelişim süreci ve danışanın yaşam öyküsü ele alınmıştır. Klinik değerlendirme amacıyla uygulanan psikolojik testlerin sonuçlarına yer verilmiş, klinik izlem ve terapi süreci aktarılmıştır. Her seansta ele alınan sorun alanları ve uygulanan bilişsel davranışçı terapi teknikleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Uygulanan müdahale kapsamında danışanın yemek yiyemeyeceği düşüncesini tetikleyen durumlara, kanıt- karşı kanıt incelemesine, oluşturulan alternatif düşüncelere, bilişsel çarpıtma örneklerine ve olgu düzeyinde bilişsel formülasyona yer verilmiştir. Bu doğrultuda kaygıyla birlikte danışanın mükemmeliyetçi tarzı ve ağırlıklı olarak sergilediği bilişsel çarpıtmalar vurgulanmıştır. Terapi sonucunda danışanın kaygı düzeyinde ve iştahsızlık ile yemek yiyememe deneyimlerinde azalma olmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, hem çevrimiçi terapinin etkilerine hem de iştah yitimi, beslenememe kaygısı ve mükemmeliyetçilik gibi sorun alanları üzerinde bilişsel davranışçı terapinin nasıl uygulanabileceğine ışık tutmaktadır. Bu terapi uygulamasının sonuçları ve sınırlılıkları alanyazın ışığında detaylandırılmıştır.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The Turkish adaptation of In-Law Acceptance-Rejection Questionnaire/Short Form [TR]
Kayınvalide Kayınpeder Kabul-Red Ölçeği/Kısa Formun Türkçeye uyarlama çalışması
Büşra Aslan Cevheroğlu, Şennur Tutarel Kışlak, Gülen Say
Received Jun 1, 2021, Revised Aug 27/Sep 30, 2021, Accepted Oct 24, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000073

Abstract | Öz

EN
The aim of the current study was to examine the reliability and validity of In-law Acceptance Rejection Questionnaire/Short Form (ILAR/SF) which is used to evaluate the perceived acceptance and rejection from spouse’ family in a normal population in Turkey. A total of 567 married individuals, 369 females (65.1%) and 169 (34.9%) males, aged between 18-66 (mean = 35.36, S = 8.64) participated in the study. In the study, demographic information form was used to obtain information about the participants, Personality Assessment Scale (PAQ) and its subscales were used to evaluate criterion-related validity and also In-law Acceptance-Rejection Scale/ Short Form (ILAR/SF) was used. As suggested in other studies investigating the validity of interpersonal acceptance-rejection scales, the factor structure of the scale was evaluated by confirmatory factor analysis in this study. As a result of confirmatory factor analysis, it was found that the revised 4-factor model, which was obtained by loading the item 13 to warmth/affection factor instead of the indifference/neglect factor in the original form has acceptable fit index values. It was determined that the scale had good internal consistency and two half-test reliability coefficients and split half reliabilities and the criterion related validity features also were supported. As a result, it can be evaluated that ILAR/SF mother-in- law and father in law form is a valid and reliable instrument that can be used in various scientific studies and in clinical practice in Turkey.
TR
Kayınvalide ve kayınpederden algılanan kabul-red düzeyini değerlendirmede kullanılan “Kayınvalide Kayınpeder Kabul-Red Ölçeği/Kısa Formu” nun (KKRÖ/K) Türkiye’de geçerlik ve güvenirliğini belirlemek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmaya, yaşları 18-66 (Ort= 35.36, S=8.64) arasında değişen 369 kadın (% 65.1) ve 169 (% 34.9) erkek olmak üzere toplam 567 evli yetişkin katılmıştır. Çalışmada katılımcılar hakkında bilgi edinmek amacıyla demografik bilgi formu ölçüt bağıntılı geçerliği değerlendirmek amacıyla Kişilik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ) ve alt ölçekleri ve Kayınvalide Kayınpeder Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form (KKRÖ/K) kullanılmıştır. Kişilerarası kabul-red ölçeklerinin geçerliğini araştıran diğer çalışmalarda önerildiği gibi bu çalışmada da ölçeğin faktör yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin orijinal formunda kayıtsızlık/ihmal faktöründe yer alan 13. maddenin sıcaklık/şefkat faktörüne yüklenmesi ile oluşturulan düzeltilmiş 4 faktörlü modelin kabul edilebilir uyum indekslerine sahip olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin iç tutarlık ile iki yarım test güvenirliği katsayılarının ve madde toplam korelasyonunun yeterli düzeyde olduğu ve ölçüt bağıntılı geçerlik özelliklerini de karşıladığı saptanmıştır. Sonuç olarak, KKRÖ/K; kültürümüzde çeşitli bilimsel çalışmalarda ve klinik uygulamalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak değerlendirilebilir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The investigation of anxiety levels and attachment styles of mothers of children with food refusal complaints: A controlled study [TR]
Yeme reddi şikâyeti olan çocukların annelerinin kaygı düzeyleri ve bağlanma stillerinin incelenmesi: Kontrollü bir çalışma
Hümeyra İşbilen, Özlem Şireli Bingöl, Mehmet Çolak, Ecem Demirel, Ali Dayi,
Received May 7, 2021, Revised Aug 9/Sep 29, 2021, Accepted Oct 24, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000074

Abstract | Öz

EN
The aim of this study was to examine the anxiety levels and attachment types of mothers of children with food refusal complaints in the early childhood period. The participants were a group of 50 children around the ages of 1-6 with food refusal complaints and their mothers, and a control group of 50 healthy children and their mothers. After filling out the socio-demographic form, the participating mothers were evaluated using the “Beck Anxiety Inventory (BAI)” and the “Relationship Scales Questionnaire (RSQ)” under the researcher’s supervision. The BAI scores of the mothers in the food refusal group were considerably higher than the mothers in the control group. When the groups were evaluated in terms of RSQ scores, it was determined that 11% of mothers in the food refusal group had secure attachment types while that percentage was 89% for those in the control group; and there was a significant difference between both groups in terms of maternal attachment style. According to the results of our study, the anxiety and insecure attachment levels of the mothers of children with food refusal complaints were found to be significantly higher than the mothers in the control group. Our results indicate a positive correlation between the mothers’ anxiety levels and attachment types, and the food refusal problems from early childhood. 
TR
Bu çalışmanın amacı; yeme reddi şikâyeti olan erken çocukluk dönemindeki çocukların annelerinin kaygı düzeyi ve bağlanma stillerini incelemektir. Çalışmaya yeme reddi şikâyeti olan 1–6 yaş aralığında 50 çocuk ve annesi ile kontrol grubu olarak sağlıklı 50 çocuk ve anneleri katılmıştır. Çalışmaya katılan anneler sosyodemografik veri formunu doldurduktan sonra, araştırmacı gözetiminde; “Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)”, “İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA)” ile değerlendirilmiştir. Yeme reddi grubundaki annelerin BAÖ puanları kontrol grubundaki annelerin BAÖ puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksektir. Gruplar İÖA puanları açısından değerlendirildiğinde; yeme reddi grubundaki annelerin %11’inde güvenli bağlanma, kontrol grubundaki annelerin %89’unda güvenli bağlanma biçimi olduğu, her iki grup arasında annelerin bağlanma biçimi açısından anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Çalışmamızın sonuçlarında, yeme reddi şikâyeti olan çocukların annelerinin kaygı ve güvensiz bağlanma düzeylerinin kontrol grubundaki annelere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuçlarımız annelerin kaygı düzeyleri ile bağlanma stillerinin, erken çocukluk dönemindeki yeme reddi sorunları ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The mediating role of cognitive emotion regulation strategies in the relationship between perceived partner support and depression, anxiety during pregnancy [TR]
Gebelikte algılanan eş desteği ve depresyon, anksiyete ilişkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Betül Sağlam Topal, Burcu Uysal
Received Jun 3, 2021, Revised Sep 14/Oct 5, 2021, Accepted Oct 26, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000075

Abstract | Öz

EN
The aim of this study was to examine the relationship between perceived partner support and cognitive emotion regulation strategies with depression and anxiety levels in women during pregnancy. Data were collected by paper-pencil and online data collection methods. Participants consist of 256 pregnant women who were in their gestational 4-42, living in Turkey, married, and between the ages of 18-43. In the study, Personal Information Form for sociodemographic, Partner Support Scale (EDÖ), Cognitive Emotion Regulation Scale (CERS), Edinburgh Postpartum Depression Scale (EPDS), Beck Anxiety Scale (BAI) were given to the participants. According to the findings, the mediation effects of cognitive emotion regulation strategies were found to be significant in the relationships between perceived partner support and depression and anxiety. Pregnant women with high partner support were found to have low depression and anxiety levels with the mediator effect of cognitive emotion regulation strategies. In the light of the findings, it was thought that the effect of perceived partner support on coping strategies was an important factor in protecting the mental health of pregnant women.
TR
Bu çalışmanın amacı gebelik döneminde kadınlarda algılanan eş desteği ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin depresyon, anksiyete düzeyleri ile olan ilişkisini incelemektir. Veriler elden ve çevrimiçi veri toplama yöntemleriyle toplanmıştır. Örneklemi, Türkiye’de yaşayan, evli, 18-43 yaş aralığında ve 4-42. haftalarında olan 256 gebe oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara, sosyodemografik ve gebeliğe dair bilgiler için Kişisel Bilgi Formu,
Eş Destek Ölçeği (EDÖ), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EDSD), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) verilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyonu ve paralel aracılık analizleri kullanılmıştır. Bulgulara göre algılanan eş desteği ile depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkilerde, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık etkilerinin anlamlı olduğu görülmüştür. Algılanan eş desteği yüksek olan gebe kadınların bilişsel duygu düzenleme stratejileri aracılığı ile depresyon ve anksiyete düzeylerinin düştüğü bulunmuştur. Bulgular ışığında algılanan eş desteğinin başa çıkma stratejilerini etkileyişinin gebe kadınların ruh sağlığını korumada önemli bir faktör oluşturduğu düşünülmektedir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Maternal childhood trauma, postpartum mood problems, and self-efficacy in a Turkish sample: The path from attachment styles to alexithymia [EN]
Maternal childhood trauma, postpartum mood problems, and self-efficacy in a Turkish sample: The path from attachment styles to alexithymia
Yasemin Kahya, Sait Uluç
Received Jul 16, 2021, Revised Oct 30, 2021, Accepted Oct 31, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000076

Abstract | Öz

EN
Childhood traumas predispose adult individuals to develop insecure attachment styles in close relationships and alexithymia features causing limitations in an emotional capacity. For new mothers, postpartum is a period in itself that may increase mood problems such as depression and anxiety and mothers may question their efficacy in their maternal role. Thus, the purpose of the current research was to examine the relationship between maternal childhood trauma, mood problems, and self-efficacy via serial mediation of insecure attachment styles and alexithymia. A sample of postpartum Turkish mothers with healthy singleton infants (N = 63, Xage = 29.19) participated in the research. Mothers filled out the Childhood Trauma Questionnaire-Short Form, the Perceived Maternal Parenting Self-Efficacy Tool, CESDepression Scale, the State-Trait Anxiety Inventory, the Experiences in Close Relationships Inventory-II, and the Toronto Alexithymia Scale during a home visit when the infants were one month old. In statistical analyses, the PROCESS macro for serial multiple mediation was applied. The results indicated that the relationship between maternal childhood trauma and postpartum depression and anxiety was serially mediated by anxious attachment and, in turn, alexithymia. On the other hand, the serial mediator roles of insecure attachment styles and alexithymia on the relationship between maternal childhood trauma and postpartum selfefficacy were not significant; rather, the direct effect of maternal childhood trauma on postpartum self-efficacy was significant. Findings suggest anxious, rather than avoidant, attachment and alexithymia as intervention targets to buffer the effects of maternal childhood trauma on postpartum mood problems and self efficacy, which may consequently prevent the intergenerational transmission of risk.
TR
Çocukluk çağı travmaları, yetişkin bireyleri yakın ilişkilere yönelik güvensiz bağlanma stilleri geliştirmelerine ve duygusal bir sınırlılığa neden olan aleksitimiya özelliklerine yatkın kılabilmektedir. Yeni anne olanlar için ise postpartum dönemin kendisi depresyon, kaygı gibi duygu durum belirtilerinin yüksek olabildiği ve annelerin kendilerini annelik rolünde yeterlik açısından sorgulayabildikleri bir dönemdir. Buradan hareketle mevcut araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ve postpartum depresyon, kaygı ile öz-yeterlik arasındaki ilişkide güvensiz bağlanma stillerinin ve aleksitiminin seri aracı rolünü incelemektir. Araştırmaya ilk ve sağlıklı bebeğine sahip olmuş postpartum dönemdeki Türk anneler katılım sağlamıştır (N = 63, Xyaş = 29.19). Bebekleri bir aylıkken yapılan ev ziyaretinde annelere Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-Kısa Formu, Annelerin Ebeveynliğe İlişkin Algıladıkları Öz-Yeterlik Ölçeği, CES-Depresyon Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Yakın İlişkilerde
Yaşantılar Envanteri-II verilmiştir. İstatistiksel analizlerde, seri aracı analizi için PROCESS makro kullanılmıştır. Bulgular, çocukluk çağı travmaları ve annenin postpartum dönemdeki depresyonu ile kaygısı arasındaki ilişkide, kaygılı bağlanmanın, ve takibinde aleksitiminin seri aracı rolü olduğunu göstermiştir. Diğer yandan, çocukluk çağı travmaları ve annenin postpartum dönemdeki öz-yeterliği arasındaki ilişki üzerinde güvensiz bağlanma stillerinin ve aleksitiminin seri aracı rolleri anlamlı olmamıştır. Bunun yerine, annenin postpartum dönemdeki öz-yeterliği üzerinde çocukluk çağı travmalarının doğrudan etkisi anlamlı olmuştur. Bu bulgular, çocukluk çağı travmalarının annenin postpartum dönemdeki duygu durum belirtileri ve öz-yeterliği üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmak için kaçınıcı yerine kaygılı bağlanmanın ve aleksitiminin müdahale hedefleri olmasını önermektedir. Böylelikle, riskin nesiller-arası aktarımı önlenebilir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The mediator role of marital satisfaction between the attachment styles and relationship-centered and partner-focused obsessive-compulsive symptoms [TR]
Bağlanma stilleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide evlilik uyumunun aracı rolü
Ebru Pelin Özel, Selin Karaköse
Received May 18, 2021, Revised Sep 10/Oct 25/Nov 2, 2021, Accepted Nov 3, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000077

Abstract | Öz

EN
Insecure attachment in close relationships in adulthood which is related to various psychopathological symptoms affects the quality of the relationship centered and partner focused obsessions and compulsions have been introduced to the literature in recent years and they are considered an important part of obsessive compulsive symptoms. Although previous studies investigated the associations between insecure attachment patterns and relationship obsessive-compulsive disorder in individuals in romantic relationships, the mediator role of marital adjustment in this relationship has not been examined. The aim of this study is to investigate the mediational role of marital adjustment between the relationship adult attachment styles and relationship-centered and partner-focused obsessive-compulsive symptoms. The sample of the study consists of 380 married individuals (200 females, 180 males) between the ages of 22-70 (M = 40.75, SD = 10.57) living in Istanbul, Turkey. Participants completed the Sociodemographic Information Form, Experiences in Close Relationship Scale-Revised (ECRR), Dyadic Adjustment Scale (DAS), Relationship Obsessive-Compulsive Inventory (ROCI) and, Partner-Related Obsessive-Compulsive Symptoms Inventory (PROCSI). Findings indicated that marital adjustment demonstrated a mediational role between the attachment styles and relationship-centered and partner-focused obsessive compulsive symptoms. These results implicate that clinicians might consider the role of attachment styles and marital adjustment in the treatment of relationship obsessive-compulsive disorder.
TR
Yetişkinlikte yakın ilişkilerde güvensiz bağlanmanın ilişkinin niteliğini etkilediği ve çeşitli psikopatolojiler ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. İlişki merkezli ve partner odaklı obsesyon ile kompulsiyonlar alan yazına son yıllarda kazandırılmış kavramlardır ve önemli obsesif kompulsif belirtiler içerikleri olarak ele alınmaktadır. Geçmiş çalışmalarda güvensiz bağlanma örüntüleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar bir arada ele alınsa da, alan yazında evlilik uyumunun bu ilişkideki aracı rolünü inceleyen bir çalışma henüz yer almamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yetişkin bağlanma stilleri ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif arasında evlilik uyumunun aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul’da yaşayan 22-70 yaş (M=40.75, SS=10.57) arasında 380 evli bireyden (200 kadın, 180 erkek) oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-2 (YİYE-2), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği (RİOKÖ) ile Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) katılımcılara sunulmuştur. Bulgular, evlilik uyumunun kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stili ile ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirti düzeyi arasında aracılık rolü olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, ilişki merkezli ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtilersöz konusu olduğunda klinisyenlerin evlilik uyumuna ek olarak güvensiz bağlanma stillerine yönelik de müdahalelerde bulunmasının önemine işaret etmektedir.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Turkish Adaptation Study of the Scale of Unpredictability Beliefs [TR]
Öngörülemezlik İnançları Ölçeğinin Türkçeye Uyarlama Çalışması
Fatma Oktay, İhsan Dağ
Received Sep 9, 2021, Revised Oct 12, 2021, Accepted Nov 6, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000078

Abstract | Öz

EN
Unpredictability beliefs are related to an evaluation of inconsistency of oneself, other people, and the world. It emerged on the basis of attachment theory, learned helplessness theory, life history theory and appraisal theory of emotion. Studies have shown that unpredictability beliefs are associated with negative outcomes such as family unpredictability, causal uncertainty, and trait anxiety. The aim of this research is to adapt the Scale of Unpredictability Beliefs, which was developed to measure the level of unpredictability beliefs, into Turkish, to carry out validity and reliability studies. First of all, the translation study was carried out and the data collection phase was started. A total of 563 people, 445 women and 118 men, aged between 18-30 years (Mean = 21.17, Standard Deviation = 2.06) participated in the study. Participants completed Demographic Information Form, Scale of Unpredictability Beliefs, Retrospective Family Unpredictability Scale, and Brief Symptom Inventory. As a result of the confirmatory factor analysis, the 3-factor structure in the original form was confirmed. The Cronbach’s Alpha coefficients calculated to determine the internal reliability level of the scale range from .76 to .87. Test-retest reliability coefficients ranged from .78 to .87. Based on these findings, it was concluded that the scale is valid and reliable for use in Turkey. Thus, an important measurement tool has been brought into our language to be used in studies to be carried out in Turkey. In addition, the connection between early environment as well as early interpersonal relationships with psychopathologies in adult life have been revealed.
TR
Öngörülemezlik inançları, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı tutarsız olarak değerlendirmesiyle ilişkili bir kavramdır. Bağlanma kuramı, öğrenilmiş çaresizlik kuramı, yaşam öyküsü kuramı ve duygunun değerlendirme kuramı temelinde ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalar öngörülemezlik inançlarının aile öngörülemezliği, nedensel belirsizlik ve sürekli kaygı gibi olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın amacı, öngörülemezlik inançları düzeyini ölçmek için geliştirilen Öngörülemezlik İnançları Ölçeğinin Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yürütülmesidir. Öncelikle çeviri çalışması yapılmış ve veri toplama aşamasına geçilmiştir. Araştırmaya 18-30 yaş aralığındaki (Ortalama = 21.17, Standart Sapma = 2.06), 445’i kadın ve 118’i erkek toplamda 563 kişi katılmıştır. Katılımcılar Demografik Bilgi Formu, Öngörülemezlik İnançları Ölçeği, Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeği ve Kısa Semptom Envanterini tamamlamıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda orijinal formdaki 3 faktörlü yapı doğrulanmıştır. Ölçeğin iç tutarlılık düzeyini belirlemek için hesaplanan Cronbach Alfa katsayıları .76-.87 arasındadır. Test-tekrar test güvenirlik katsayıları ise .78-.87 arasında değişmektedir. Bu bulgulardan yola çıkarak ölçeğin Türkiye’de kullanım için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. Böylelikle Türkiye’de yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere önemli bir ölçüm aracı dilimize kazandırılmıştır. Ayrıca, erken dönem kişilerarası ilişkilerin yanı sıra erken dönem çevrenin de yetişkin yaşamındaki psikopatolojilerle olan bağlantısı ortaya konmuştur.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] The relationship between procrastination, personality traits, metacognitive beliefs and worry [TR]
Erteleme davranışının kişilik özellikleri, üstbilişsel inançlar ve endişe ile ilişkisi
Hacer Değirmenci, Aynur Bilge Çetinkaya, Gözde Sayın Karakaş
Received Sep 5, 2021, Revised Oct 25/Nov 26, 2021, Accepted Nov 27, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000079

Abstract | Öz

EN
The main aim of the study was to investigate the relationships between general procrastination behavior, personality traits, metacognitive beliefs and worry. A total of 217 individuals (165 females, 52 males) aged between 18-68 were included in the study. The data of the research were collected online. In this cross-sectional study, Demographic Information Form, General Procrastination Scale, Five Factor Personality Scale, Metacognition-30 Scale, Penn-State Worry Questionnaire were used. Regression analysis revealed that conscientiousness trait and cognitive self-consciousness, negative and positive predictors of general procrastination behavior, respectively. Worry was not a statistically meaningful predictor of procrastination. In addition, results of mediation analysis showed that cognitive self-consciousness partially mediates the relationship between conscientiousness trait and procrastination. As a result, findings pointed that the role of metacognitive beliefs should be also evaluating for understanding the procrastination behavior. In addition, results of the current study can support developing new intervention programs for procrastination problems.
TR
Bu çalışmanın temel amacı genel erteleme davranışı ile kişilik özellikleri, üstbilişsel inançlar ve endişe arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmaya yaşları 18-68 arasında değişen toplam 217 katılımcı (165 kadın, 52 erkek) dâhil olmuştur. Araştırmanın verileri çevrimiçi olarak toplanmıştır. Kesitsel olarak yürütülen bu çalışmada katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Genel Erteleme Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği, Üstbiliş-30 Ölçeği, Penn-State Endişe Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda, genel erteleme davranışını sorumluluk treytinin negatif ve bilişsel farkındalığın ise pozitif yordadığı bulunmuştur. Endişenin ise, erteleme davranışını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamadığı görülmüştür. Ayrıca, aracılık analizleri sonucunda bilişsel farkındalığın, sorumluluk ile erteleme davranışı arasındaki ilişkiye kısmi olarak aracılık ettiği bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları erteleme davranışının anlaşılmasında üstbilişsel inançların rolünün de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca bu araştırmadan elde edilen sonuçların erteleme sorunlarına yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine zemin hazırlayabileceği sonucuna varılmıştır.

Notes Extended English Abstract (PDF) Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Examination of emotion regulation in the family context: A mixed method study from Turkey [EN]
Duygu düzenlemenin aile bağlamında incelenmesi: Türkiye’den karma yöntemli bir çalışma
Cansu Alsancak-Akbulut, Nur Elibol-Pekaslan, Huri Gül Bayram-Gülaçtı, Basak Sahin-Acar
Received Aug 1, 2021, Revised Dec 5, 2021, Accepted Dec 25, 2021
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000080

Abstract | Öz

EN
Individuals use different strategies dealing with their negative emotions and these strategies are associated with various adjustment outcomes. In the family context, parental emotion regulation strategies are also linked to the children’s emotion regulation. One aim of the current study is to examine the type of emotion regulation strategies used by parents in the Turkish cultural context. Another aim is to exploratorily investigate whether parents’ emotion regulation processes emerge in a way that predicts their children’s emotion dysregulation. One hundred seven families that had a child attending primary school participated in this study. We conducted semi-structured interviews with the parents at their homes. Child emotion dysregulation was also measured with the Emotion Regulation Checklist. Based on content analysis, the findings revealed four main themes showing a converging pattern among parents, namely non-confrontation, proactive strategies, metacognitive strategies, and dysregulated expression. In the subsequent quantitative part of the study, parental adaptiveness scores for emotion regulation strategies were calculated to examine relationships with children’s emotion dysregulation. The findings of separate hierarchical regression analyses for mothers and fathers indicated that the maternal, but not paternal, adaptiveness level in emotion regulation significantly predicted the child’s emotion dysregulation after controlling for parental education and the child’s age and gender. These qualitative and quantitative findings contribute to the literature by drawing a comprehensive picture of emotion regulation in the family context in Turkey.
TR
Olumsuz duygularla baş etmek için bireyler farklı stratejiler kullanmaktadır. Bu stratejiler çeşitli uyum problemleriyle ilişkilidir. Aile bağlamında, ebeveynlerin duygu düzenleme stratejileri, çocuklarının duygu düzenleme becerileri ile de bağlantılıdır. Mevcut çalışmanın ilk amacı, Türk kültürü bağlamında ebeveynlerin kullandığı duygu düzenleme stratejilerini incelemektir. Mevcut çalışmanın bir diğer amacı, ebeveynlerin duygu düzenleme süreçlerinin, çocuklarının duygu düzenleme becerisini ön görecek şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağını araştırmaktır. Bu araştırmaya ilkokula devam eden çocuğu olan 107 ebeveyn katılmıştır. Ebeveynlerle ev ortamlarında yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, çocukların duygu düzenleme becerileri Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ile ölçülmüştür. İçerik analizine dayalı olarak, bulgular ebeveynler arasında benzer bir örüntü gösteren dört ana tema ortaya koymaktadır: yüzleşmeden kaçınma, proaktif stratejiler, üstbilişsel stratejiler ve düzensiz ifade. Araştırmanın nicel kısmında, çocukların duygu düzenleme becerileri ile ilişkisini incelemek amacıyla ebeveynlerin kullandıkları duygu düzenleme stratejilerinin uyumluluğunu gösteren uyum düzeyleri puanı oluşturulmuştur. Anne ve babalar için ayrı gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizlerinin bulguları, ebeveyn eğitimi, çocuğun yaşı ve cinsiyeti kontrol edildikten sonra, duygu düzenleme stratejilerinde annenin uyum düzeyinin çocuğun duygu düzensizliğini anlamlı ölçüde yordadığını göstermiştir. Babalar için anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Nitel ve nicel bulgular, Türkiye’de aile bağlamında duygu düzenleme alanında kapsamlı bir tablo çizerek literatüre katkı sağlamıştır.

Notes Fulltext (PDF)

[ORIGINAL ARTICLE] Development and validation of the Multidimensional Current Control Scale [EN]
Çok Boyutlu Mevcut Kontrol Ölçeği geliştirme ve geçerlilik çalışması
Melike Eğer Aydoğmuş
Received Nov 15, 2021, Revised Jan 4, 2022, Accepted Jan 7, 2022
https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000081 Pages: 

Abstract | Öz

EN
The most commonly used perceived control scales focus on persistent general control beliefs or the control over personal reactions. These scales are not applicable to various adult groups and fail to represent main life domains. In addition, previous research shows that current control feelings explain health outcomes better than general control beliefs. This study aimed to develop a general current control scale based on the degree of perceived control at five main life domains, targeting various adult groups. Five main life domains (i.e., health, interpersonal relations, personal growth, economy and societal issues) and their subsections were determined based on the perceived control literature. Five academics assessed the scale’s content validity, and its feasibility was tested via a pilot study. 376 participants (281 females, mean age 30.5) completed demographics information, the Multidimensional Current Control Scale (MCCS), the Domain General Perceived Control Scale, General Self-Efficacy Scale and Psychological Wellbeing Scale online. Results show that the scale has a good degree of factor, convergent and criterion validity. In addition, the scale has high internal reliability (a = .89) and test-retest reliability scores (r = .69) with a two-week interval. These findings helped us develop a multidimensional current control scale targeting various adult groups with good psychometric characteristics.
TR
Yaygın olarak kullanılan kontrol algısı ölçeklerinin, kolay kolay değişmeyen genel kontrol inançlarına ya da bireysel tepkiler üzerindeki kontrole odaklandığı görülmektedir. Bu ölçeklerin temel yaşam alanlarının tümünü temsil etmediği ve hitap ettikleri yetişkin gruplarının sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Dahası araştırmalar, sağlıkla ilgili durumları genel kontrol inançlarından ziyade mevcut kontrol algısının daha geçerli şekilde yordadığını ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı her kesimden yetişkine hitap edecek ve yaşamın temel alanlarında algılanan mevcut kontrolü kapsayacak bir algılanan genel kontrol ölçeği geliştirebilmektir. Alanyazın temel alınarak sağlık, kişilerarası ilişkiler, kişisel gelişim, ekonomik durum ve toplumsal olaylar olmak üzere beş temel yaşam alanı ve alt maddeleri belirlenmiştir. Beş akademisyenin yardımıyla ölçeğin kapsam geçerliliği tamamlanmış, bir pilot çalışma ile ölçek ilk şeklini almıştır. Daha sonra, yaş ortalaması 30.5 olan 281’i kadın 376 gönüllü, demografik bilgi formu, Çok Boyutlu Mevcut Kontrol Ölçeği (ÇBMKÖ), Alan Genel Algılanan Kontrol Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeğini çevrimiçi şekilde tamamlamıştır. Analiz sonuçları ölçeğin yapı, kriter ve yakınsak geçerliliklerini karşıladığını göstermektedir. Ayrıca ölçeğin Cronbach alpha değeri ( = .89) ve iki hafta aralıklı test-tekrar test korelasyonu yüksek (r = .69) bulunmuştur. Bulgular birçok kesimden yetişkine uygulanabilecek iyi derecede psikometrik özelliklere sahip bir mevcut kontrol ölçeği geliştirilebilmesine imkan sağlamıştır.

Notes Fulltext (PDF)