Online First
Ethical issues specific to psychological practices with elderly people
Yaşlı bireylerle yürütülen psikoloji uygulamalarına özgü etik meseleler
Hasan Gündüz
Received, Accepted
https://doi.org/

Abstract

TR
Son yıllarda artan yaşlı nüfus oranı ile birlikte, birçok farklı meslek grubunun yanı sıra araştırmacı, terapist, eğitimci gibi farklı rollerdeki psikologlar da yaşlı bireylerle eskiye oranla daha fazla çalışmak durumunda kalacaklardır. Bu nedenle yürüttükleri her türlü psikolojik uygulamada (araştırma, terapi vb.), Amerikan Psikoloji Birliği (American Psychological Association; APA) tarafından yayınlanan Psikologlar İçin Etik İlkeler ve Uygulama Kurallar’ını benimsemesi beklenen psikologların yaşlı bireylere özgü etik meselelere ilişkin farkındalıklarını da artırmaları gerekecektir. Bilişsel, psikolojik, fiziksel özelliklerinde meydana gelen ciddi değişim ve kayıplar düşünüldüğünde, yaşlı bireylere özgü dikkat edilmesi gereken farklı etik meseleler ortaya çıkabilmektedir. Bu derlemenin amacı, yaşlı bireylerin sahip olduğu özellikler temelinde psikoloji uygulamalarında dikkat edilmesi gereken etik meseleleri, bilgilendirilmiş onam, gönüllülük, mahremiyet, gizlilik, özerklik, istismar ve ihmal başlıkları altında ele almak ve etik kurallar temelinde uygun çözüm önerileri ortaya koymaktır. İlgili etik sorunların sağlıklı bir biçimde çözülebilmesi için psikologların ve diğer ruh sağlığı çalışanlarının, yaşlı bireylerin sahip olduğu özellikler ve bu gruba yönelik mesleki etik kurallar hakkında detaylı bilgi sahibi olarak bu bireylerle çalışma konusunda yetkinliklerini geliştirmeleri gerekmektedir.
EN
In recent years, along with the increasing proportion of the elderly population, psychologists in different roles, such as researchers, therapists, educators, as well as many different professions, will work more with elderly people. For this reason, psychologists who have to comply with the Ethics Principles of Psychologists and Code of Conduct published by the American Psychological Association (APA) in any psychological practice they conduct (research, therapy, etc.) will need to increase their awareness of ethical issues specific to elderly individuals. Considering serious changes and losses in the cognitive, psychological, and physical characteristics, different ethical issues may need to be paid particular attention to elderly people. In this review, based on the characteristics of elderly individuals, the ethical issues that need to be considered in psychological practice were addressed under the headings of informed consent, volunteerism, privacy, confidentiality, autonomy, abuse and neglect and appropriate solutions for each issues were discussed on the basis of ethical rules. Psychologists and other mental health professionals need to develop their competence to work with elderly individuals by obtaining detailed knowledge of the characteristics of them and professional ethics rules for this group in order to solve the related ethical problems properly.

Notlar Tam Metin (PDF)

Woman in public transport: Comparing the psychological symptomps of women experienced and not experienced sexual victimization in public transport
Toplu taşımada kadın: Toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşayan ve yaşamayan kadınların psikolojik belirtilerinin karşılaştırılması
Özge Karabulut, Özden Yalçınkaya Alkar
Received, Accepted
https://doi.org/

Abstract

TR
Toplu taşımada cinsel mağduriyet, günümüzde çözümü için girişimlerde bulunulan önemli bir toplumsal sorundur. Bu araştırma, toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamış olmanın psikolojik belirtiler üzerine etkisinin olup olmadığını incelemek ve bu konu hakkında perspektif oluşturabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi 220 kadın katılımcıdan (110= toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamış, 110= toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamamış) oluşmaktadır. Çalışmada Kısa Semptom Envanteri (KSE), Olayların Etkisi Ölçeği (IES-R), Durumluk Kaygı Envanteri, Suç Mağduriyeti Korkusu Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri, çok yönlü varyans analizi (MANOVA), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve betimsel istatistiklerle analiz edilmiştir. Sonuçlar, toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşayan bireylerin cinsel mağduriyet yaşamayanlara kıyasla genel psikolojik belirti düzeylerinin, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin, suç mağduriyeti korkusunun ve durumluk kaygı düzeylerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu; benlik saygısı düzeylerinin ise anlamlı derecede daha düşük olduğunu göstermektedir. Ancak gruplar arası öz yeterlik düzeylerinde farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırmanın güçlü yönleri, sınırlılıkları ve katkıları ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.
EN
Toplu taşımada cinsel mağduriyet, günümüzde çözümü için girişimlerde bulunulan önemli bir toplumsal sorundur. Bu araştırma, toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamış olmanın psikolojik belirtiler üzerine etkisinin olup olmadığını incelemek ve bu konu hakkında perspektif oluşturabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi 220 kadın katılımcıdan (110= toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamış, 110= toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşamamış) oluşmaktadır. Çalışmada Kısa Semptom Envanteri (KSE), Olayların Etkisi Ölçeği (IES-R), Durumluk Kaygı Envanteri, Suç Mağduriyeti Korkusu Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri, çok yönlü varyans analizi (MANOVA), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve betimsel istatistiklerle analiz edilmiştir. Sonuçlar, toplu taşımada cinsel mağduriyet yaşayan bireylerin cinsel mağduriyet yaşamayanlara kıyasla genel psikolojik belirti düzeylerinin, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin, suç mağduriyeti korkusunun ve durumluk kaygı düzeylerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu; benlik saygısı düzeylerinin ise anlamlı derecede daha düşük olduğunu göstermektedir. Ancak gruplar arası öz yeterlik düzeylerinde farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırmanın güçlü yönleri, sınırlılıkları ve katkıları ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Notlar Tam Metin (PDF)

Family factors in the etiology of eating disorders: A current review
Yeme bozukluklarının etiyolojisinde ailesel faktörler: Güncel bir gözden geçirme
Burcu Kömürcü, İpek Şenkal-Ertürk
Received, Accepted
https://doi.org/

Abstract

TR
Yeme bozuklukları ölüm oranlarının yüksek olması, iyileşmenin zor olması ve tekrar etme riskinin çok olması nedeniyle son yıllarda oldukça üzerinde durulan bir konudur. Anoreksiya nervoza belirgin biçimde düşük vücut ağırlığına sahip olma, kilo almaktan ya da şişmanlamaktan çok korkma, düşük vücut ağırlığına sahip olunmasına karşın kilo almayı güçleştiren davranışlarda bulunma, vücut ağırlığı ve biçimine ilişkin çarpık algıya sahip olma ile kendini gösteren bir psikolojik bozukluk iken, bulimiya nervoza, belli bir sürede ve koşulda aşırı yeme, yemek yeme esnasında kontrol kaybı ve bunlara eşlik eden kilo vermeye yönelik telafi edici davranışlarla kendini gösteren bir psikolojik bozukluktur. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda ise yeme davranışı üzerinde kontrol sağlayamama hissi ve normalde çoğu insanın yiyebileceğinden çok daha fazlasını tüketme görülmektedir. Yeme bozukluklarının etiyolojisi biyolojik, çevresel, kültürel, kişisel ve ailesel etkileri içeren çok etkenli bir yapıya sahiptir. Yeme bozukluklarının nedenlerini açıklamak için kişisel etkenlerden aile değişkenlerine kadar pek çok fikir önerilse de aile; psikolojik, sistemik, ilişkisel süreçler ve bağlanma süreçleri bakımından yeme bozuklukları etiyolojisinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu derleme makalesinde temel olarak anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğunun etiyolojisinde ailenin rolünün incelenmesi amaçlanmıştır.
EN
Eating disorders is an issue that has recently been accentuated because of high death rate, difficulty of its treatment and relapse risk. Anorexia nervosa is a psychological disorder characterized by a markedly low body weight, fear of gaining weight or getting fat, despite of low body weight, engaging behaviors that make it difficult to gain weight, and distorted perception of body weight and form, while bulimia nervosa is a psychological disorder characterized by overeating in a particular period and condition, losing control during eating, accompanied by compensatory behaviors towards losing weight. In the binge eating disorder, the feeling of not being able to control eating behavior and consuming much more than most people can normally eat is seen. Etiology of eating disorders has a multifactor structure including biological, environmental, cultural, personal and familial factors. Although a lot of opinions from personal factors to family variables are suggested to explain the reasons of eating disorders, the family plays an important role in the etiology of eating disorders in terms of psychological, systemic, relational and attachment processes. In this review, it is basically aimed to investigate the role of family in the etiology of anorexia nervosa, bulimia nervosa and binge eating disorder.

Notlar Tam Metin (PDF)